<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9" ?> 
  <rss version='2.0' xmlns:content='http://purl.org/rss/1.0/modules/content/' xmlns:wfw='http://wellformedweb.org/CommentAPI/' xmlns:dc='http://purl.org/dc/elements/1.1/' xmlns:atom='http://www.w3.org/2005/Atom'>
    <channel>
      <title>TuRaN AğELi. Yeni Makaleler</title>
      <link>http://www.turanweb.net/</link>
      <docs>http://blogs.law.harvard.edu/tech/rss</docs>
      <atom:link href='http://www.turanweb.net/rss/rss_a.php' rel='self' type='application/rss+xml' />
      <generator>Self-created application</generator>
      <description>Bizim Hükümdar Olduğumuz Yerde, Kimse Devlet Olamaz; Bizim Devlet Olduğumuz Yerde, Kimse Hükümdar Olamaz.</description>
      <copyright>wWw.X-iWeb.Ru</copyright>
      <language>ru-ru</language>
      <item>
        <title>Osman BATUR</title>
        <link>http://www.turanweb.net/readarticle.php?article_id=6</link>
        <guid>http://www.turanweb.net/readarticle.php?article_id=6</guid>
        <description><![CDATA[&lt;img src='http://www.edebiyatdefteri.com/resim/resimli_siir/buyuk/386968.jpg' style='margin:5px' alt='' align='left' /&gt;1911 yılında Çinlilere ve Ruslara karşı mücadeleye başlayan Osman Batur bütün Altay topraklarının ve Doğu Türkistan'ın Çinlilerden ve Ruslardan kurtarılmasını amaç edinmişti. II. Dünya Savaşı yıllarında Doğu Türkistan topraklarındaki Türklere yönelik baskıların kuvvetlenmesi ile birlikte tepki hareketleri de kuvvet kazanmış ve Osman Batur'un yükselmesine zemin hazırlamıştı.

Altayları Çinlilerden temizlemeye başlayan Osman Batur, 1943 yılında hedefine ulaşmış gözüküyordu. 22 Temmuz 1943'te Bulgun'da yapılan törenle Osman Batur Altay Kazakları'nın Han'ı ilân edildi. 1945'e gelindiğinde Doğu Türkistan'da birkaç şehir haricinde kontrol Türklerin eline geçmişti. Durum Çinliler için artık tahammül edilemez ve tehlikeli bir hâl alınca Çin orduları bölgeye sert ve yoğun operasyonlar uyguladı. Targabatay ve Altaylardan çıkarılan Osman Batur mücadeleye otuz bin kişi ile başlamış olsa da 1950'ye gelindiğinde bu sayı yaklaşık dört bin idi. Alibek Hakim ve silah arkadaslarininda mücadeleside vardi.

1951 yılında Kanambal'da sıkıştırılan Osman Batur esir düştü, Urumçi'ye götürüldü.
Osman Batur, halk arasında dolaştırılarak teşhir edildi ve 29 Nisan 1951 tarihinde kulakları ve kolları kesildikten sonra şehit oldu.

Turan Ağeli Yorumu: Şuanda ucuz diye kullandığınız onun bunun çocuğu çin mallarını huzurla! kullanmaya devam edin. Birgün Dünya Türk olacak...Bu unutulmasın.]]></description>
        <pubDate>Thu, 27 Oct 2011 22:15:28 +0300</pubDate>
        <category>Türk Tarihi</category>
      </item>
      <item>
        <title>Türkiye&#39;deki en tehlikeli 10 sahte ürün</title>
        <link>http://www.turanweb.net/readarticle.php?article_id=5</link>
        <guid>http://www.turanweb.net/readarticle.php?article_id=5</guid>
        <description><![CDATA[&lt;img src='http://www.etikhaber.com/images/stories/saglik/sigara1.jpg' style='margin:5px' alt='' align='left' /&gt;Türkiye'de sahte ürün piyasası 6 milyar dolara ulaştı. Bu illegal ticaretin kâr hırsı artık insan sağlığını ciddi biçimde tehdit ediyor. Türkiye ise sahte ve kalitesiz ürün listesinde dünya üçüncüsü.


Rus rehberlerin içtikleri sahte viskilerden zehirlenerek hayatını kaybetmesi, gözleri bir kez daha Türkiye'nin 'sahte' piyasasına çevirdi. Gümrük ve emniyet güçlerinin son yıllardaki operasyonel başarılarına rağmen pazardaki tatlı kâr, hemen her şeyin sahtesinin çıkmasına neden oluyor. Ancak bu sahte pazarın asıl tehlikesi, acımasız kâr hırsının artık insan sağlığını iyiden iyiye tehdit eder pozisyona gelmesi.

Avrupa Komisyonu Taklit Mallar Komitesi, OECD ve Dünya Gümrük Teşkilatı'nın araştırmalarına göre, dünyada hızla büyüyen sahte ve taklit ürün pazarı 1 trilyon dolara ulaşmış durumda. Sahte ve taklit ürünler küresel ticaretin yüzde 7 ila yüzde 10'unu oluşturuyor. 1990'lardan bu yana yüzde 400 artış gösteren bu yasadışı ticaretin 2020'de 2 trilyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor.

TÜRKİYE DÜNYADA ÜÇÜNCÜ

Bu devasa pazarın içinde Çin'in payı tartışılmaz. Piyasanın yüzde 57'lik bölümünü Çin tek başına elinde tutuyor. İkincilik ise menşei bilinmeyen ülkelerde. Asıl çarpıcı olan ise Türkiye'nin yüzde 5 pazar payı ile bu illegal piyasanın üçüncü büyük ülkesi olması. Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı'nın (KOM) hazırladığı raporlara göre, Türkiye'de sahte ürün pazarı 6 milyar dolara yaklaşıyor. Taklit ve kaçakçılık da buna eklendiğinde pazar 15 milyar dolara kadar çıkıyor.

Türkiye açısından bir başka çarpıcı durum da, tüketicinin de göz göre göre bu sahte ürünlere rağbet etmesi. Marka Koruma Grubu'nun son yaptığı araştırmaya bakılırsa tüketicilerin yüzde 58'i sahte, taklit veya kaçak malı tercih ediyor. Bunların yüzde 31'i sahte malları işportadan, yüzde 22'si semt pazarlarından, yüzde 16'sı ise sosyete pazarları olarak anılan lüks semtlerdeki açık pazarlardan alışveriş yapıyor.

İşte Türkiye'deki en tehlikeli 10 sahte ürün...

1-SİGARA

Kuzey Irak başta olmak üzere komşu ülkelerden sokulan kaçak sigaralar oldukça tehlikeli. Çin'de üretilen sahte Tekel 2000 sigarasının içinden tahta tozu, küf, böcek ve böcek larvaları ile çok tehlikeli katkı maddeleri çıktı.

2-İÇKİ

En yaygın sahtecilikten birisi alkollü içkide yaşanıyor. Birçok tehlikeli maddenin yanı sıra özellikle karışımda kullanılan metil alkol zehirliyor ve körlüğe neden olabiliyor.

3-KOZMETİK

Saç dökülmesini engellediği iddia edilenler ciddi cilt hastalıklarına neden oluyor. Sahte parfümler ise akciğer ve böbreklerde ciddi rahatsızlıklara neden olabiliyor.

4-İLAÇ

Kilo verdirdiği iddia edilen lahana çorbası kapsülü ve biber hapı gibi ürünlerin sahtesi yoğun. Sahte Viagra, borik asit, kurşun tabanlı boya ve çimento içeriyor.

PEYNİR

Küflü kaşardan eritme peynir üretiliyor. Kaşar peynirine soya yağı ve margarin katılıyor. Ufalanmış peynir jel ile birleştirilip yeniden kalıp peynir yapılıyor.

SUCUK

Soya baharatla karıştırılıp sucuk imalatında kullanılıyor. Raf ömrünü uzatmak için gereğinden fazla nitrat katılıyor. Et yerine nişasta, tavuk derisi, zar, baharat ve tuz konuluyor.

7-SUCUK SOSİS

Soya baharatla karıştırılıp sucuk imalatında kullanılıyor. Raf ömrünü uzatmak için gereğinden fazla nitrat katılıyor. Et yerine nişasta, tavuk derisi, zar, baharat ve tuz konuluyor.

8-TEKSTİL OYUNCAK

En yaygın sahtecilik oyuncakta. Kalitesiz ürünler bir yana, özellikle oyuncakta kullanılan boya, plastik vb. nedeniyle kanserojen etkiler görüldüğü kanıtlandı.

9-ZEYTİNYAĞI

Zeytinyağına kanola, fındık ve soya yağı karıştırılıyor. Atık yağ olarak anılan kullanılmış kızartmalık yağ tekrar karıştırılabiliyor. Tereyağına patates karıştırılıyor.

10-BAL

Nişasta, şekerkamışı, akçaağaç, darı ve mahua bitkilerinin çiçekleri, şeker pekmezi, hidrol, parafin katılıyor, düşük nem içeren ballara su ekleniyor.

]]></description>
        <pubDate>Mon, 12 Sep 2011 15:40:00 +0300</pubDate>
        <category>Sağlık</category>
      </item>
      <item>
        <title>Milliyetçiler Niçin Haklı Çıkıyor?</title>
        <link>http://www.turanweb.net/readarticle.php?article_id=4</link>
        <guid>http://www.turanweb.net/readarticle.php?article_id=4</guid>
        <description><![CDATA[&lt;img src='http://www.etikhaber.com/images/stories/recaicoskun1.jpg' style='margin:5px' alt='' align='left' /&gt;20. yüzyılı okumada en başarılı düşünürler milliyetçiler oldu. Asrın emperyal yapılardan milli yapılara kaydığını, buna üzülsek de (ki en çok üzülenler başta Gökalp olmak üzere milliyetçilerdir) ümmet veya bir başka millet dışı yapılanmanın millet düzeyinde örgütlenme becerisi kadar başarılı olamayacağını görenler haklı çıktı...

Ardından Sovyet Devrimi dünya sathında yeniden yapılanmayı getirdi, ardından da Çin. Sovyetlere tapanlara inat, bu yapının insan tabiatına aykırı ve örtülü bir Rus emperyalizminden başka bir şey olmadığını milliyetçiler haykırdı. Dağıldı Sovyetler, biz haklı çıktık. Erdal İnönü 1992'de Antalya'da Ergenekon'dan çıkışı simgeleyen demir dövme töreninde rahmetli Türkeş beğ ile birlikteydi, hatırlayın. Çin ise &quot;sosyalist pazar ekonomisi&quot; gibi yapay teneffüs yöntemleriyle sahip olduğu devasa insan gücünü acımasızca sömürerek ömrünü uzatmanın yollarını arıyor. Nereye kadar? ABD'yi ayrı bir kategoride ve daha ayrıntılı değerlendirmek lazım, bakalım &quot;tarihin sonu mu, ABD'nin sonu mu?&quot; Göreceğiz.

Zamanı geldi Türkiye yönünü AET-AT-AB şeklinde evrilen Avrupa Birliğine çevirdi. Bu yeni bir hikâye değildi elbette, ama yeni bir yapıydı. Doğu Roma'ya son veren Türkler ile Roma İmparatorluğu'nu yeniden inşa etmeye çalışan Avrupalılar arasında bir birlik sevdasının sonu nereye varırdı? &quot;Hiçbir yere&quot; dedi milliyetçiler. Hatta kimi solcu ve İslamcılar. Ama ne olduysa oldu, gün geldi tam üyeliğe imza atan İslamcı kökenli başbakan Erdoğan Ankara'da havai fişeklerle kahraman olarak karşılandı. Eski tüfek solcu ve Marksistler kutlama kuyruğunda hazır bekliyorlardı zaten. Açıklamayı &quot;dostum Berlusconi&quot; yaptı: &quot;Hepimiz Bizans'ın çocuklarıyız&quot;! Tövbe...

Biz aynı yerimizdeydik: &quot;yürümez, tarihselliğe aykırı bu!&quot; dedik. Yürümeyeceğinin işaretleri büyük. Başbakan &quot;yokuz, ilişkileri dondururuz&quot; nevinden atıp tutuyor şimdilerde. Konu Hırvatistan olunca yıldırım hızıyla açılan fasıllar iş Türkiye'ye gelince küf tutmaya mahkum, muhatabımız Güney Kıbrıs!  Zira AB şu anda yüz yüze geldiği ilk ciddi krizde geleceğine şüphe ile bakılan bir yapıya dönüştü. Birbirini satan satana... Önü karanlık ve birkaç yıl önce AB dediğinde ağzından bal damlayan liberaller şimdi mütereddit bir ses tonu ile dile getirilen ve asalak kelimelerle dolu cümlelerindeki anlamsızlığın arkasında itibarlarını koruma çabası içerisindeler. Gülünç!

Örneklere devam etmeyelim. Sadece İslamcı ve liberallerin Türkiye'nin temel meseleleri konusunda son 30 yılda çizdikleri &quot;S&quot;lerin ve &quot;U&quot;ların sayısına ve dalga boylarına bakmak yeterli. Yahut Tayyip Erdoğan'ın Kıbrıs, Ermenistan, Bölücü Terör ile ilgili tavrına bir göz atmak kâfi. İki üç sene önceki sözlerine bakın bir de şimdi dediklerine. &quot;Tek dil, tek bayrak, tek devlet&quot;! Biraz daha zorlasa &quot;ya sev, ya terk et&quot;! Artık &quot;bu ülkede bir Kürt sorunu yok, Kürtlerin sorunu var&quot;. Hayret makamını çoktandır kaybettiğimden nida beklemeyin benden...

Şimdi tekrar soralım: Milliyetçiler niçin haklı çıkıyor? Çünkü milliyetçiler milletlere ilişkin tespitlerde bulunurken &quot;tarihselliği&quot; ihmal etmezler. &quot;Konjonktür&quot; bazen tarihselliğe zıt yönde dalga üretse bile uzun dönemde bakıldığında tarihe basamak olmaktan daha büyük bir sonuç üretemez. Günlük zafer, yenilgi, ittifak, karşıtlıklar tarihsel bütünlük içerisinde çözümlendiği zaman gerçek anlamlarına kavuşurlar. Tarih bilinci de bu nedenle önemlidir. Burada mutlak bir determinizmden söz etmiyoruz. Sadece &quot;tarihi ve bağlamı&quot; ihmal ederek ve birkaç olaya/olguya bakarak verilen hükümlerin ne denli aldatıcı olabileceğini ifade ediyoruz. Bugünlerde de yaşadıklarımız bunlar işte... Daha neler göreceğiz? Ama biz genellikle haklı çıkacağız...

Peki, milliyetçiler açısından sadece haklı çıkmak yeterli mi? Haklı olarak tarihin akışını seyretmek? Ne dersiniz?

Prof. Dr. Recai COŞKUN ]]></description>
        <pubDate>Mon, 12 Sep 2011 15:37:12 +0300</pubDate>
        <category>Siyaset</category>
      </item>
      <item>
        <title>Unutkanlığı nasıl yeneriz?</title>
        <link>http://www.turanweb.net/readarticle.php?article_id=3</link>
        <guid>http://www.turanweb.net/readarticle.php?article_id=3</guid>
        <description><![CDATA[&lt;img src='http://www.etikhaber.com/images/stories/saglik/kadin-huzursuz.jpg' style='margin:5px' alt='' align='left' /&gt;Metropol hayatının yoğun temposu, iş stresi ve yetersiz beslenme, unutkanlık sorunu yaşayanların sayısını giderek artırıyor. Beynimizin bilgileri depolama sürecinde yaşanan bellek kaybı ve unutkanlık konusunda merak edilenleri Uzman Dr. Mehmet Yavuz anlattı. 

Günümüzde gençler için de ciddi bir problem olanunutkanlık, beyindeki kesin hafıza ve geçici hafıza bölümlerindeki problemlerden kaynaklanıyor. Alzheimerhastalarında uzak geçmiş rahatça hatırlanırken yakın geçmişi hatırlamakta zorluklar yaşanır. Dr. Yavuz, yakın geçmişle ilgili sorun yaşayanların mutlaka bir nörologa başvurması gerektiğinin altını çiziyor. 

Hafızamız Nasıl Çalışıyor?

Beyinde hafızanın geçici olarak kaydedildiği yerin beyindeki hippokampus bölgesi olduğunu belirten Dr. Yavuz, &amp;#8216;'Kayıtlar önce hippokampusa alınır, burada kişinin geçmiş hayatına, duygusal moduna, kültürel düzeyine, sosyopsikolojik konumuna göre süzgeçten geçirilerek ya beynin hard diskine kayıtlanarak belleğe dahil edilir ya da önemsenmeyerek silinir. Örneğin bir defaya mahsus telefonla aranacak bir yeri hafızada tutmak böyle bir durumdur. Muhtemelen bu telefon numarası birkaç saat sonra sonsuza dek silinip gidecektir. Beyinde, bilgisayarlardaki ön bellek (REM) görevini hippokampus yerine getirirken uzun yıllar merak konusu olan asıl hafızanın kaydedildiği yer, senelerce araştırma konusu olmuştur'' şeklinde konuştu.

Ahlaki Değerler Zedelenebilir

&amp;#8216;'Fonksiyonel MRI, PET, SPECT gibi ileri görüntüleme yöntemleri beynin ana hard disk bölgesinin, her iki yarım küredeki temporal ve parietal loblar olduğunu göstermektedir'' diyen Dr. Yavuz, frontal lobda kişinin diğer insanlarla ilişkilerini şekillendiren sosyal hafızanın kayıtlandığını vurguluyor. Bu nedenle Frontotemporal demanslarda kişinin toplum içerisindeki etik ve ahlaki değerlerinin zedelendiğini söyleyen Dr. Yavuz böyle hastaların, daha önce hiç yapmadıkları, normalde utanacakları hareketleri çekinmeden yapabildiklerini belirtiyor. 

Alzheimer'de Yeni Bilgiler 10 Dakikada Unutuluyor!

Hippokampusta şekillenip ayrıştırılan bellek kayıtlarının, kalıcı hafıza olarak depo edilmesine karar verildiğinde temporal ve parietal loblardaki hard disklere atılıp orada saklandığını belirten Dr. Yavuz, hippokampustan beyin hard disklerine sürekli kalıcı hafıza nakli olduğunu söyledi.

Dr. Yavuz, gerek alzheimerde gerekse diğer demansiyel sendromlarda geçici kayıtlama bölgesinden, kesin hafıza bölgesine kayıt akışının durduğunu, böylece yeni bilgilerin depolanmadığını belirtti. Bilgiler sadece ön bellekte kalıp, hard disklere geçmediği için hafızanın da kısa süreli olduğunu belirten Yavuz, yeni öğrenilen bilgilerin 5-10 dk içerisinde unutulduğunu sözlerine ekledi. 

Bilgiler, Yeniden Eskiye Doğru Siliniyor

Demansiyel sendromlarda asıl problem, ön bellekten, kesin belleğe kayıt akışının durması ya da kesin belleğin bilinmeyen bir nedenden dolayı bilgiyi depolayamaz hale gelmesidir.  Kas nörofizyolojisinde, sinir uyarımlarıyla aktive edilmeyen kasların giderek erimeye ve küçülmeye mahkum olduğunu belirten Dr. Yavuz, aynı şekilde işlevselliği bozulan kesin kayıtlama bölgesinin de mevcut bellek kayıtlarını yeniden eskiye doğru silmeye başladığını belirtti. 

Geçmişi Net Hatırlamak Sizi Yanıltmasın!

Üst taraf, yani son bilgiler silinince alttaki hafızanın açığa çıktığını ve Alzheimer hastalarının geçmişi her zamankinden daha iyi hatırladığını vurgulayan Dr. Yavuz &amp;#8216;'Bu olay bazen hasta yakınlarının çok şaşırmasına ve yanılmasına neden olabilir ve hasta sahipleri geçmişin çok iyi hatırlanıyor olmasına bakarak, hastanınunutkanlık durumlarını yanlış yorumlayabilir'' dedi. Yakın hafızanın kaybı ve uzak hafızanın daha iyi hatırlanıyor olmasının demansiyel sendromların karakteristik özelliği olduğunu belirten Dr. Yavuz sözlerini &amp;#8216;'Yakın hafıza ile sorunu olan herkesin acilen nörologa müracaat etmesi hayati bir konudur'' şeklinde tamamladı.  

Unutkanlığı Yenmek İçin...

Dr. Mehmet Yavuz, unutkanlığı azaltmak için yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:

* Bol sebze ve meyve tüketin.
* Vaktinizi arkadaşlarınız ve ailenizle geçirin. 
* Stresten uzaklaşın.
* Fındık, ceviz, badem, çekirdekli kuru üzüm, yeşil sebzeler, böğürtlen, yaban mersini, üzüm suyu, elma, kepekli pirinç ve balık tüketimi ile folik asit takviyesini ihmal etmeyin. 
* Dinlenmenize dikkat edin ve düzenli egzersiz yapın.
* Alkolden uzak durun.
* Ajanda kullanın, bol bol not alın.
* Yeni hobiler edinin, müzikle ilgilenin. 
* Gönüllü çalışmalara katıln.
]]></description>
        <pubDate>Mon, 29 Aug 2011 05:38:43 +0300</pubDate>
        <category>Sağlık</category>
      </item>
      <item>
        <title>&quot;Bağımsız Ülkücüler&quot; Tezgahı</title>
        <link>http://www.turanweb.net/readarticle.php?article_id=1</link>
        <guid>http://www.turanweb.net/readarticle.php?article_id=1</guid>
        <description><![CDATA[&lt;img src='http://www.etikhaber.com/images/stories/metekilic2.jpg' style='margin:5px' alt='' align='left' /&gt;AKP'nin politikalarına taşeronluk yapmak için kurulan ve adını &quot; Bağımsız Ülkücüler Platformu&quot; diye kurdukları bir fitne karargâhı var. Toplam 10 kişiyi geçmeyen bu sözde platformun tek amacı MHP'ye saldırmak ve AKP'nin politikalarını aklamaya yönelik yalanları kamuoyu önünde sahiplenmektedir.

AKP'nin 3.katından yönetildiği ve organize edildiği söylenen bu sözde platformun her açıklaması MHP ve Lideri Devlet Bahçeli ile ilgili saldırı niteliğindedir. Recep Tayyip Erdoğan'dan aldıkları talimatlar bu yöndedir.

Referandum dönemi söyledikleri her sözün yalan olduğu ortaya çıktı ama bunlar hiç bir şey olmamış gibi davranmaya devam etmektedir.

Zaten çoğu da gitti AKP'den aday adayı olarak kime hizmet ettiklerini göstermiş oldular... &quot;Bağımsız Ülkücü&quot; adını kullanıyorlar ama AKP bağımlısı duruşları ile maskelerini tamamen düşürmektedirler.

Bunlar içinde en popüler olanı da hayatını Ülkücü Harekete ihanetle geçirmiş ve Başbuğ Alparslan Türkeş'in ''Avrupa'da da ihanete uğradım. Orada da buradaki haline, buradaki davranışına aldanarak sadakatle hizmet edecektir diye yetiştirip oraya görevlendirdiğim insanların ihanetine uğradım. Bunlardan biri Serdar Çelebi. Orada gidip bölücülüğe sebep oldu işte. Ayrı dernekleri var, bir şeyleri var. Oradaki işçilerimizi kandırdılar.'' diye tarif ettiği Musa Serdar Çelebi'dir.

Musa Serdar Çelebi bunlar içinde en radikal davranışlar içinde olanıdır. Önce PKK'lı Ahmet Türk'ün evine geçmiş olsun ziyaretine gitti ve yılışarak kameralara onunla poz verdi. Daha sonra Hakkâri'de gerçekleşen &quot;Hakkâri Durağı&quot; paneline bölücülere kalemleri ile her zaman destek vermiş Murat Belge ve Cengiz Çandar'la birlikte katılıp dinleyicileri Kürtçe selamladı. AKP'nin Kürtçü ve bölücülere taviz veren politikalarına destek vererek uçtukça uçuyor.

Şimdi de kendi ihanetini kutsallaştırmak için gittiği yerlerde &quot;AKP'yi ele geçirip Milliyetçi-Muhafazakâr bir yapı oluşturarak MHP'yi tasfiye etme projesini yürütüyorum&quot; gibi cümleler kuruyormuş.

AKP tarafından kullanılırken bile AKP'yi ele geçirmekten bahsedebiliyorlar.

&quot; Bağımsız Ülkücüler Platformu&quot; ayak oyunları ile AKP'yi ele geçirebilir ama MHP'yi tasfiye etmeye ne kaliteleri, ne donanımları ne de yürekleri asla yetmez.

Referandum döneminde gerçek yüzleri tamamen anlaşılan sözde &quot; Bağımsız Ülkücüler Platformu'nun&quot; hizmet ettikleri AKP, kendilerine yakışan yer olmuştur.

AKP'yi ele geçirmekten bahseden Musa Serdar Çelebi ve sözde &quot; Bağımsız Ülkücüler Platformu'nun&quot; diğer bireyleri AKP'den aday olup olamayacaklarını göreceğiz.

Her türlü ihanet oyununda oynayan &quot; Bağımsız Ülkücüler Platformu'nun&quot; AKP'de gördüğü değer, MHP'ye saldırdıkları ölçüdedir. Menfaat için AKP bağımlısı olanlara zaten erdem ve ahlak dersi vermeye gerek yoktur.
]]></description>
        <pubDate>Mon, 29 Aug 2011 05:32:57 +0300</pubDate>
        <category>Siyaset</category>
      </item>
    </channel>
  </rss>

