<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9" ?> 
  <rss version='2.0' xmlns:content='http://purl.org/rss/1.0/modules/content/' xmlns:wfw='http://wellformedweb.org/CommentAPI/' xmlns:dc='http://purl.org/dc/elements/1.1/' xmlns:atom='http://www.w3.org/2005/Atom'>
    <channel>
      <title>TuRaN AğELi. Yeni Makaleler</title>
      <link>http://www.turanweb.net/</link>
      <docs>http://blogs.law.harvard.edu/tech/rss</docs>
      <atom:link href='http://www.turanweb.net/rss/rss_a.php' rel='self' type='application/rss+xml' />
      <generator>Self-created application</generator>
      <description>Tanrı Dağları Kadar Türk, Hira Dağları Kadar Müslümanız</description>
      <copyright>wWw.X-iWeb.Ru</copyright>
      <language>ru-ru</language>
      <item>
        <title>PKK&#39;yı koruyan ve kollayanlar ....</title>
        <link>http://www.turanweb.net/readarticle.php?article_id=87</link>
        <guid>http://www.turanweb.net/readarticle.php?article_id=87</guid>
        <description><![CDATA[&lt;img src='http://www.yalniz-kurt.com/images/bas/alcaklar.jpg' style='margin:5px' align='left' /&gt;Tokat'ta 7 askerimizin şehit olmasıyla sonuçlanan hain pusudan sonra AKP'li yetkililer ve AKP'nin kalemşörleri hep bir ağızdan saldırıyı PKK'nın yapmamış olabileceği yönündeki açıklamalar ile adeta PKK'yı aklama çabasına girişmişlerdi.

AKP'lilerin saldırı sonrası yaptıkları açıklamalarda 7 şehidimizin acısından hiçbir iz bulunmazken, akıllarında sadece &quot;PKK açılımını&quot; kurtarmayı düşündükleri görüldü.

AKP'li yetkilere ek olarak DTP'lilerin de aynı şekilde açıklama yapması olayı daha da ilginç hale getirdi.

Ancak bugün PKK hain saldırıyı üstlenerek AKP ve DTP'nin planlarını alt üst etti.

İŞTE O AÇIKLAMALAR ......




Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Arnavutluk ziyareti öncesi bugün Esenboğa Havalimanı&amp;#8217;nda düzenlediği basın toplantısında saldırıya ilişkin şunları söyledi:

&amp;#8220;Bu hain saldırının zamanlaması, yeri, şekli bütün bunlar düşünüldüğünde, tabii ki çok düşünmemiz gerekiyor. O açıdan hepimizin şu anda milli birliğimizi, beraberliğimizi en güçlü şekilde ifade etmemiz gerekir. Farklı görüşler, farklı düşünceler olabilir, bunlar ayrıdır. Bunları tartışma üslubu da tabii ki çok önemlidir. Bu vesileyle bütün şehitlerimize bir kez daha rahmet diliyorum, ailelerine ve bütün Türk milletine de tekrar başsağlığı diliyorum.&amp;#8221;

Başbakan Erdoğan, ABD Başkanı Barack Obama ile yaptığı görüşmenin ardından düzenlediği basın toplantısında saldırıyı bir provokasyon olarak değerlendirmiş ve zamanlamasına dikkat çekmişti. Erdoğan, &amp;#8220;Bu hain pusunun yeri ve zamanlaması milletimizin nasıl bir tertip ve provokasyonla karşı karşıya olduğunun da açık bir ifadesidir. Bugün kurumlarımız ve aziz milletimiz bu kalleş pusunun özellikle arkasında yatan emelleri ve niyetleri basiretle, ferasetle değerlendirecektir. Şehitlerimize bir kere daha Allah&amp;#8217;tan rahmet diliyorum, ailelerine, güvenlik güçlerimize ve milletimize sabır ve metanet temenni ediyorum. Tabii ki bu alçakça saldırıyı gerçekleştirenler, planlayanlar, bunun taşeronluğunu ve tetikçiliğini üstelenenler bunun bedelini de ağır bir şekilde ödeyeceklerdir&amp;#8221; demişti.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç Habertürk'ün Tokat'ta 7 askerimizin şehit edildiği saldırıyı nasıl değerlendiriyorsunuz? sorusuna verdiği cevapta

Şimdi dün Sayın Başbakan ABD'de Obama ile görüştü. Bush döneminde başlayan mutabakat süreci Obama ile daha da güçlendi. Artık terörle mücadelede ABD daha çok destek verecek. Buna karşı bir mesaj olabilir. 'Sen öyle diyorsun ama aslında böyle' mesajı verilmiş olabilir. DTP'nin kapatma davası, hükümetin yürüttüğü süreç, Öcalan'ın hücresi bahane edilerek yaratılan olaylar.  Bir de eylemin yapıldığı yer de ilginç. Milliyetçi duyguların yoğun olduğu, en fazla şehit vermiş illerimizden biri. Bunlar bir araya geldiği zaman milliyetçi duyguları daha çok körükleyecek bir eylemi çok da akıllıca planlamış olabileceklerini gösteriyor.

Taşeron örgüt de kullanılmış olabilir. Türkiye'de yargı kararları ile henüz kesinleşmemiş bazı olaylardaki pek çok görüşme, pek çok iddia güündeme geldi. Bundan da anlıyoruz ki bir saldırı olduğunda hemen bir örgütün adı telaffuz edilmemeli. Ortaya çıkan bilgiler gösteriyor ki belli bir merkezden belli eylemlerin yönlendirildiği bir gerçek. Bu kadarını söyleyeceğim. Gerisini mahkemeler bittiğinde konuşuruz.

Bülent Arınç ayrıca Çarşamba günü Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdür Vekili Salih Melek ile bazı İsveçli gazetecileri, Başbakanlık Merkez Bina'da kabul etti.

Konuk gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Arınç, Expressen gazetesi Muhabiri Kassem Hamade'nin, Tokat'taki terörist saldırıyı anımsatarak, Türkiye'nin, İsveç'te bulunduğu belirtilen PKK terör örgütü üyelerinin iadesini isteyip istemediğini sorması üzerine, &quot;Çok üzücü bir olay. Bu saldırıyı, hangi örgütün düzenlediği konusunda bilgiye henüz ulaşamadık. Failleri de henüz yakalanmadı. Olay araştırılıyor&quot; dedi.

Arınç, &quot;PKK olabileceği gibi o bölgede geçmişten beri faaliyet gösteren bir örgüt de olabilir. Kim yaparsa yapsın bu bir suikasttır. Faillerini yakalayıp, cezalarını vereceğiz. 6-7 aydır PKK terörü olmamıştı. Çatışmazlık vardı. Bu olayın yeri ve zamanlaması ilginç geldi. Araştırıyoruz&quot; diye konuştu.

AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik ise 9 Aralık&amp;#8217;ta AKP Genel Merkezi&amp;#8217;nde düzenlediği basın toplantısında Tokat&amp;#8217;ta yaşanan saldırının daha önce 33 askerin şehit edilmesine benzetildiğinin hatırlatılması üzerine kurdun puslu havadan hoşlandığını, teröristlerin refahın, huzurun, barışın olduğu bir yerde doğsalar bile büyüyemeyeceğini ve yürüyemeyeceklerini söylemişti. Tokat&amp;#8217;taki saldırının faillerinin henüz belirlenmediğini ve olayı üstlenenin de olmadığını ifade eden Çelik, Türkiye&amp;#8217;de normalleşme çabaları arttığında ve demokrasi standartları yükseldiği zaman bir karanlık gücün devreye girdiğine ve &amp;#8220;düğmeye basıldığına&amp;#8221; işaret etmişti.

Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, bakanlık binasında Ekonomi Muhabirleri Derneğinin (EMD'nin) düzenlediği sohbet toplantısına katıldı. Burada, basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan bakan, bir gazetecinin, &quot;Tokat'ta 7 askerin şehit olmasını Ergenekon'la mı ilişkilendiriyorsunuz, bu olayda terör örgütü dışında bir başka adres olduğunu mu düşünüyorsunuz?&quot; şeklindeki sorusu üzerine, &quot;Tokat'ta yıllardır bu boyutlarda bir terör olayı yaşanmazken bir karakol devriyesi yapan askerlerin sisli bir havada baskına uğraması, Tokat'taki çok spesifik bir nedene ya da Tokat'ta vaktiyle eylemler yapmış TİKKO, DHKP-C gibi örgütlerin yeniden eylem kabiliyeti kazandığına mı işaret eder yoksa araştırmalar başka şeyi mi ortaya koyacaktır? Bunları görmek lazım,&quot; yanıtını verdi.

Ayrıca bugünkü Milliyet Gazetesi'nin internet sitesinde yer alan habere göre: Danıştay saldırısının sonrasında Türkiye'nin üzerine adeta bir karabulut çöktüğünü ifade eden Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, Tokat'ta 7 askerin şehit olmasının amacının da bu olduğunu söyledi.

Kültür Bakanı Ertuğrul Günay ise 9 Aralık&amp;#8217;ta TBMM&amp;#8217;deki ödül töreninde gazetecilerin son saldırılarla ilgili sorusunu yanıtlarken, &amp;#8220;Türkiye ne zaman iç barışının temellerini sağlamlaştırmaya çalıştıysa tuzaklar kuruluyor. Demokrasi girişimleri böyle tuzaklara teslim olmamalı&amp;#8221; demişti.

AKP ve Narcı Cemaatin kalemşörlerinden Mümtazer Türköne'de Zaman Gazetesi'ndeki &quot;Kim daha akıllı: Teröristler mi, biz mi?&quot; başlıklı yazısında şunları söylüyordu:

&quot;Bu olaydan sonra &quot;Gördünüz mü ya...&quot; diye söze başlayan herkesin, bu eylemi planlayanların amacına hizmet ettikleri aşikâr değil mi? O kontrolsüz tepkileri gösterenlerin, doğrudan doğruya bu olayın onların haklı olduğunu ispatladığını söyleyenlerin... Terörist sizin haklı olduğunuzu göstermek için eylem yapıyorsa, terörün amacı ile sizin teziniz buluşmuş olmuyor mu? Karanlık kapılar arkasında bu eylemi planlayanların amacı size bu lâfları söyletmek değil mi? 7 askerimiz bu sözlerin söylenmesi, bu öfke selinin aklı ve sağduyuyu mağlup etmesi için şehit edilmedi mi?

Bu eylemle kim zor durumda kaldı? Demokratik açılım sürecini yürütenler ve destekleyenler değil mi? Demek ki bu eylemi planlayanlar bu süreci baltalamak istiyorlar.&quot;

Bütün bu AKP'li yetkililer ve kalemşörlerine ek olarak PKK ile özdeşleşen DTP'nin Genel Başkanı Ahmet Türk grup toplantısında şunları söyledi:

Acı kayıplarımız için başşağlığı dilemek istiyorum. 2 gün önce Diyarbakır'da bir üniversiteli öğrencimiz demokratik bir eylem sırasında polis tarafından hedef gözetilerek öldürüldü.

Yine dün hastanede tedavi gören Serap hayatını kaybetti. Ailesine başsağlığı diliyoruz.

Ve akşam saatlerinde aldığımız acı haber... 7 asker provokasyon olduğu gün gibi aşikar bir pusuda öldürüldü. Ailelerinin acılarını paylaşıyoruz.

1993 yılında yine barışçıl bir sürecin gerçekleştirilmesi için parlamentoda yoğun çabalar sarf edildi. Ama bildiğiniz gibi 33 askerin öldürülmesiyle birileri bunu durdurmak için düğmeye bastı. Bugün olan olaya baktığımızda o günleri hatırlıyoruz. Kamuoyunun bu provokasyonu derinden görmesini temenni ediyoruz.

DTP Eşbaşkanı Emine Ayna da &amp;#8220;Tam DTP&amp;#8217;nin kapatılmasının görüşülmesine 1 gün kala Tokat&amp;#8217;ta gelişen 7 askerin ölümü, ailesi tarafından bayram öncesinde yemek yiyor, oturuyor dediği Serap&amp;#8217;ın ölümünün tam bu dönemde olması, bunu çok ciddi söylüyorum umarım yeni bir Ergenekon devreye girmemiştir&amp;#8221; değerlendirmesini yapmıştı.
www.yalniz-kurt.com]]></description>
        <pubDate>Wed, 16 Dec 2009 09:56:01 +0200</pubDate>
        <category>Güvenlik-Güncel</category>
      </item>
      <item>
        <title>Aman dikkat !......</title>
        <link>http://www.turanweb.net/readarticle.php?article_id=86</link>
        <guid>http://www.turanweb.net/readarticle.php?article_id=86</guid>
        <description><![CDATA[&lt;img src='http://www.yalniz-kurt.com/images/manset/kopekler' style='margin:5px' align='left' /&gt;ŞEYH SAİD:  Dünya yaşantımın sonu geldi. Ulusum için kurban edildiğimden dolayı pişmanlık duymuyorum. Yeter ki torunlarımız bizi düşmanlarımızın önünde mahcup bırakmasınlar.

Said-i Kürdi (Nursi) &amp;#8221;Özgür bir Kürdistan tohumu ekiyorum. Onu geliştirip büyütün&amp;#8221;

Isparta'daki sürgünden memleketine dönen Said-i Kürdi yine İngilizlerin işgal planına uygun olarak Doğu'da ve güneydoğuda İngiliz hükümeti destekli bir Kürdistan kurulması amacıyla &quot;Kürt Teali Cemiyeti&quot; kurucuları arasında yerini aldı.(Marmara brifingi, 1971) .....




HINISLI XALİD CİBRİ BEY: Karşınızda yalnız değilim. Arkamda İran, Mezapotamya ve Türkiye'de muazzam bir Kürt ulusu bulunmaktadır. Bugün beni asıyorsunuz, fakat hiç şüphemiz yoktur ki yarın torunlarımız de sizleri yok edeceklerdir. 

ŞEYH ABDÜLKADİR(SENATÖR): Zaten sizler yakma ve yıkma konusunda büyük bir şöhrete sahipsiniz. Burasını da Kerbela'ya çevirdiniz. Şunu biliniz ki dehşet ve insafsızca sömürü ile şan ve şeref kazanılmaz. Yok olsun Türkler!... 

YUSUF ZİYA BEY(Bitlis Milletvekili): Bize mevki ve rütbe bahşetmek suretiyle bizi aldatabilirsiniz endişesi içindeydim. Şükür Allah'a ki bizi mermi ve iple karşılıyorsunuz ve bundan dolayı biz hiç pişman değiliz. Verdiğiniz ders sayesinde torunlarımız öcümüzü alacaklardır. 

DOKTOR FUAD BEY (Diyarbekir'li): Vatanım için yiğitçe kurban olmayı daima düşünürdüm. Şüphesiz ki asılmakta olduğumuz bu toprağa bağımsızlık bayrağı dikilecektir. 

AVUKAT TEVFİK BEY (Diyarbekir'li): Cesedimi bütün dünyaya gesteriniz ve herkes bilsin ki kişisel haklar için değil, ulusal haklar için savaşıyorum. Yaşasın Kürdistan!... 

KOÇZADE ALİ RIZA BEY (Bitlis'li): Elimdeki silahı ulusuma karşı kullanmayıp düşmanımız Türk'e karşı yöneltmiş olduğumdan dolayı mutluyum. İşte şimdi hayatımı Kürtlük için kurban ediyorum. 

ŞAİR MOLLA ABDURRAHMAN (Siirt): Sefiller!... Sizi ayağımızın altında çok alçak ve küçük görüyorum. Biliniz ki Kürt bir ağaç değildir, ölür fakat eğilmez!.. 

HANİZADE ŞAİR KEMAL FEVZİ (Bitlis'li): Cennet Kürdistan bizimdir. Ev sahibi biziz ve kim ne derse desin biz yine içeri gireceğiz, buna hiç bir güç engel olamaz, çünkü O bizimdir.... 
]]></description>
        <pubDate>Wed, 16 Dec 2009 09:53:03 +0200</pubDate>
        <category>Serbest Kürsü</category>
      </item>
      <item>
        <title>Şeyh Sait İsyanı</title>
        <link>http://www.turanweb.net/readarticle.php?article_id=85</link>
        <guid>http://www.turanweb.net/readarticle.php?article_id=85</guid>
        <description><![CDATA[&lt;img src='http://www.yalniz-kurt.com/htm1/100080.jpg' style='margin:5px' align='left' /&gt;Şeyh Sait askeri birliklerce yakalandıktan sonra. Oturanlardan ortadaki Şeyh Sait

İSYAN ÖNCESİ ANADOLU'DAKİ DURUM

&quot;Şeyh Sait&quot; İngiltere ve &quot;Şeyh Sait&quot; eliyle Genç Türkiye Cumhuriyeti'nin sırtına vurulmuş bir büyük hançer.. &quot;Tekrarı yaşatılmak istenen bir ihanetin&quot; BAŞI!....

Şeyh Sait, Elazığ'ın Palu kazasından ve Nakşibendi tarikatının büyüklerindendi. Palu'da büyük koyun sürülerine yetecek kadar meralar bulunamayınca Erzurum'un Hınıs kazasına yerleşti. Dini istismar ederek, çevrede oldukça tanınmış ve sözü geçen biri oldu. Suriye ile ticaret yaptığından, sık sık oraya giderdi. Zenginliği ve tarikat ileri geleni oluşu ve feodal bir düzen içindeki ağalık sıfatı ile Kürtler üzerinde oldukça etkili idi. 

Cumhuriyetin ilanından bir süre önce dağılmış olan Kürt Teali İslam Cemiyeti ileri gelenlerinden, Seyit Abdülkadir, Ceyranlı , Hüsman , Halit, Hacı Musa ve eski Mebuslardan Yusuf Ziya ve ailelerinin katıldığı gizli bir komite kurarak, Kürdistan bağımsızlığı için çalışmalarını sürdürdü. Yusuf Ziya'nın aracılığı ile Hınıs'ta oturan Şeyh Sait ve ailesi de örgüte katıldı.. Bu gelişmeleri yakından izleyen İngiltere, elçiliğinin çeşitli kaynaklarından edindiği bilgileri, düzenli olarak elde ediyordu. Bölgede bir ayaklanma çıkartmak ve bu yolda Musul konusundaki isteklerini Türkiye'ye kabul ettirmek amacında olan İngilizler , Nasturi'Ieri kışkırtarak bir ayaklanma çıkmasını hazırladılar . 

İngilizlerin kışkırtması ve yönetiminde çıkan Nasturi ayaklanmasına karşı, o günün çok güç şartları içinde yapılan bastırma girişimleri kesin sonuca ulaşamadı. Ayaklananların çoğu sınır dışına kaçtılar .İngilizlerin, Musul sorunu için açtıkları bu olay , siyasi ve askeri çok çetin çalışmalar sonucunda taraflarca kabul edilen sınırın gerisine çekilmekle sona ermiş kabul edildi. Bu ayaklanmada, İngilizler asileri desteklemekle kalmayıp, uçakları ile de saldırılara katıldılar . Kürt İstiklal Komitesi üyelerinden ve eski Mebuslardan Yusuf Ziya, Musa ve Cibranlı Halit beyler ve bazı arkadaşları 1924 yılında çıkan Nasturi ayaklanması dolayısıyla tutuklanmış ve mahkum olmuşlardı. Bu arada Şeyh Sait'in tanıklığına gerek duyularak Bitlis Harp Divanına çağrılmıştı. 

Bu durum Şeyh Sait'i kuşkulandırdığından; yaşlı ve hasta olduğunu ileri sürerek , ifadesini bulunduğu yerde alınmasını istedi. Harp Divanı bu isteği kabul etti. İfadesi Hınıs'ta alındı. Kuşku içinde olan Şeyh Sait, oğlunu İstanbul'a yolladı. Bir yandan Bitlis Harp Divanının, kendisi hakkında görüşlerini adamları aracılığıyla araştırırken; diğer yandan Diyarbakır, Çapakçur, Ergani ve Genç dolaylarında bir ay kadar dolaştıktan sonra, 13 Şubat 1925'te Piran köyüne gelerek kardeşinin evine yerleşti. Bu arada İstanbul'da, örgüt mensupları kendisine İngiliz ajanı süsü veren bir Türk polisi ile görüştüler. İngiltere'nin, çıkacak bir ayaklanma sonunda kurulacak Kürdistan'ı maddi ve manevi yönden desteklemesi isteklerini ve programını şöyle belirtmişlerdi : 

1- İngiltere, Kürt Emirliği'nin kurulmasını destekleyecek ve koruyacak. 

2- 1926 yılında başlayacak ayaklanmanın ilk hedefi, Diyarbakır'ı ele geçirip, Musul sınırında İngilizlerle ilişki sağlamaktır. 

3- Kurulacak Kürt Emaretine Akdeniz'e çıkış sağlanacak. 

4- Emaretin başına Seyit Abdülkadir getirilecek. 

5- Diyarbakır ele geçtikten sonra, İngiltere her çeşit para ve silah yardımı yapacaktı. 

Program bu kadar değildi. Doğuda ayaklanma çıkınca, Batı Anadolu 'da ve İstanbul'da da Hilafetçi ayaklanmalar çıkartılacak, Ankara iki ateş arasında kalacak ve V ahdettin İstanbul'a gelecekti. Yapılan propagandalar &quot;Cumhuriyet Yasaları ile İslamiyet'in, dinin, namaz, oruç, kuran, nikah, ırz ve namusun kalkacağı bütün aşiret ağalarının ve hocaların Ankara'ya sürülecekleri ve bunlardan, yasalara uymayanların denize atılacağı&quot; şeklinde olup halkı devlete karşı ayaklanmaya kışkırtıyordu. Cibranlı Halit ve adamları da Hükümete haber verilmesini engelliyorlardı. Durumu Atatürk'e ilk kez duyuranlar Varto'da oturan Hornek aşireti oldu. 

1924'te Erzurum depremi sebebiyle Erzurum'a gelen Atatürk'e bilgi verildi. O da Cibranlı Halit'in yakalanması için ilgilileri uyardı. Erzurum'a gelmiş olan Yusuf Ziya tutuklandı ve Bitlis Harp Divanına yollandı. Suçunu kabul etti ve Cibranlı Halit, Hasananlı Halit, Şeyh Sait ve Hacı Musa'nın adını açıkladı. Hacı Musa hemen tutuklandı. Fakat aşiretlerinin ayaklanmaması için Hacı Musa ve bazı tutuklular serbest bırakıldı. Bu arada Şeyh' in oğlu da İstanbul ve Suriye'de çeşitli kişilerle görüşmüştü. Eğer bir ayaklanma çıkarsa 'Cemiyet-i Akvam' a haber vereceklerini ve asker bulunmadığı için aşiretlerin yöreyi kolayca ele geçirebileceklerini söyledi. Bundan sonra dini bir ayaklanma fetvası hazırlandı. Cumhuriyetin ve Mustafa Kemal'in dinsizliği, din kurallarına aykırı davrandıkları ileri sürüldükten sonra, mal ve canlarının helal olduğu belirtiliyordu.

ŞEYH SAİT İSYANI 
&lt;img src='http://www.yalniz-kurt.com/htm1/kurt_said_.jpg' style='margin:5px' align='left' /&gt;Yörede, ayaklanma hazırlıkları ve propaganda için dolaşarak kardeşinin Piran'daki evine yerleşmiş olan Şeyh Sait burada, jandarmanın beş suçluyu yakalayıp götürmek istemesi yüzünden çıkan silahlı çatışma üzerine, planlarından önce ayaklanmak zorunda kaldı. 
 

Palu'da ayaklanmaya başlayan Şeyh Sait önce Tunceli'nin merkezi Darahini'yi ele geçirmek istedi ve bu amaçla yolda iken kendisine, Paro Oğlu Ömer ağa komutasında Butyanlı, Fakih Hasan Oğlu Abdülhamit'in komutasında Mıstanlı, Ömer Oğlu Haydar komutasında Tavaslı, Molla Ahmet komutasında Silvanlı aşiretleri katıldılar.16 Şubat 1925'te Darahini'ye saldırdılar. Şehir yağmalanırken, Ziraat Bankası'na da el konuldu. Durumu Ankara'ya bildiren öğretmen Mehmet Zeki, Şeyh Sait'le iş birliği yapan Tunceli Valisi, Çapakçur Kaymakamı ve Hakim Bağdatlı Rıza'nın telkinleri ile önce hapis sonrada şehit edildi. Asiler,- 1-Çapakçur, 2-Muş, 3- Diyarbakır olmak üzere üç kola ayrıldılar. 

Şeyh Sait Diyarbakır'ı alacaktı. 21 Şubat' ta ilk kez ordu birlikleri ile karşılaşıldı ve bir alayı geri çekilmek zorunda bıraktılar .Yarbay Cemil Bey komutasında ki bir süvari alayını ise, pusuya düşürüp esir aldılar .Ellerinde yeşil bayrak ve kuranlarla ilerleyen asilere halk karşı koymuyor ve çoğu kez yardım ediyordu. Halkın ve eşrafın direnmemesi ve askerin bir kısmının kaçması sonucu, komutan Osman Bey'in bütün çabalarına rağmen, 2 Şubat günü Elazığ asilerin eline geçti ve yağma edildi. Halk ancak bundan sonra gerçekle yüz yüze geldi. 5 Mayıs 1925'te Malatya Gazetesi'nin bu konudaki yayını etkili oldu ve yer yer direnmeler başladı. Diğer yandan Şeyh Abdullah Muş cephesini tutarak, Varto'yu aldı ve Erzurum'a doğru ilerlemeye başladı. 

Ergani, Piran olayından hemen sonra asilerin eline geçmişti. Ergani ve Eğil yörelerindeki şeyh ve ağaları da ayaklandırmayı başaran Şeyh Sait, 7 Mart'ta dört yönden Diyarbakır'a saldırdı. Kuzey cephesinde surlar dışında yapılan savunmayla asiler püskürtüldü. Güney cephesinde ise içeriden de yardım gören asiler şehre girdiler. Fakat, General Mürsel'in asiler üzerine süvari kuvvetleri yollaması sonucu, baskına uğrayan asiler 8 Mart'ta ilk kez yenilerek kaçtılar 

Ayaklanma ile ilgili ilk bilgiler 16 Şubat 1925'te gazetelerde yer aldı. Ayaklanma, küçük bir eşkıya olayı olarak gösterildiğinden ve suçluların yakında yakalanacakları ileri sürüldüğünden, kamu oyunda etkisi olmadı. Bakanlar Kurulu Toplantısında İç İşleri Bakanı Recep Bey , Piran olayı hakkında bilgi verdi ve bölgedeki güvenlik kuvvetleri ve uçaklarla olayın bastırılacağını belirtti. Olayda İngiliz etkisi olduğu görüşü ileri sürüldü. İngiliz etkisinin bulunduğu ve ayaklanmanın bastırılmasında uçaklarında kullanılacağının açıklanması, olayın basit olmadığını gösteriyordu. Olayın yakından izleyen Mustafa Kemal, İstanbul'da Heybeli adada dinlenmekte olan İsmet Paşa'ya, hemen Ankara'ya gelmesini bildirdi. İsmet Paşa 20 Şubat 1925'te Ankara'ya hareket etti.21 Şubat' ta Ankara'ya varan İsmet Paşa, istasyonda Mustafa Kemal ve bazı bakanlarca karşılandı ve doğru Çankaya'ya gidildi. 

Bu esnada hükümet içinde münakaşalar olmuş ve İç İşleri Bakanı istifa etmişti. Recep Bey ayaklanmayı daha endişeli bir hava içinde karşılayarak, baş vekilden fazla ciddiye aldığı için itilafa düşmüşlerdi .Bu arada Başbakan Fethi Bey istifa etmişti. İsmet İnônü bu olayı kitabında şôyle anlatıyor .&quot;Bu günlerde Halk Partisi meclis grubu bir toplantı yaptı. Hükümet Başkanı ayaklanma hakkında izahat verdi. Hadise üzerine geniş gôrüşmeler oldu. Ben geçen yılın 22 Kasım'ın da başbakanlıktan ayrılmıştım. Fakat parti genel başkan vekilliği sıfatını muhafaza ediyordu. Bu sıfatla müzakerelere bende katıldım ve hadiseye nasıl baktığımı anlattım. Gruptaki hadiseler sertleştikçe hükümetin durumu güçleşiyordu. Bunun üzerine Fethi Bey istifa etti. Bundan sonra Atatürk hükümet teşkili vazifesini bana verdi. 3 Mart'ta hükümet programını mecliste okuyarak güven oyu aldık.&quot;

Hükümet programında iki husus gôze çarpıyordu. Bunlar seferberlik ilan etmek ve Takriri Sükun kanunu çıkarmak. Bu kanunu işletebilmek için iki İstiklal Mahkemesi kurulacaktı. Biri şarkta çalışacak, birinin merkezi Ankara'da olacaktı. 

Takriri Sükun kanunu iki maddeden oluşuyordu : 

1 -Hükümet lüzum gôrdüğü taktirde suçluları İstiklal mahkemesine verebilecek. 

2-İstiklal Mahkemesi davaları kendi kanunları ile süratle yürütecek. İsyan Bôlgesi İstiklal Mahkemesi Aşağıdaki gibi oluşuyordu:

Reis : Mahzar Müfit Bey 
Müdde-i Umumi : Ahmet Süreyya bey 
Üye : Ali Saip 
Üye : Lütfi Müfit 
Yedek : Avni Doğan Bey 
Ankara İstiklal Mahkemesi Aşağıdaki gibi oluşuyordu: 
Reis : Ali Bey ( Çetin Kaya ) 
Müdde-i Umumi : Necip Ali Bey 
Üye : Kılıç Ali 
Üye : Ali Bey 
Yedek : Raşit Galip Bey 

İSYANIN BASTIRILMASI

Bir gece Mustafa Kemal Çankaya'da, İsmet Paşa, Fevzi Çakmak ve ikinci başkan Kazım Paşalarla ayaklanmanın bastırılması için alınacak önlemleri görüşmek üzere toplandılar . Hazırlanan plana göre ayaklanma bölgesi büyük askeri kuvvetlerle sarılacak, harekat Erzurum, Erzincan, Sivas, Diyarbakır, Mardin üzerinden yollanacak birliklerce ve hava kuvvetleri desteği ile yapılacaktı. 

Mardin ve Diyarbakır'a gönderilecek birlik, araç ve malzemenin güney demir yollarından gönderilmesi gerekiyordu. Bu demir yollarının bir kısmının geçtiği Suriye Fransa Mandasında olup, Lozan'da kabul edilmiş olan Ankara Antlaşması gereğince Türkiye bu demir yollarından asker taşıma hakkına önceden Fransa 'ya bildirmesi şartı ile sahipti. Bu sebeple Türkiye, Paris elçiliği aracılığı ile Fransa Hükümetine bir nota vererek Şeyh Sait ayaklanması dolayısıyla demir yolundan asker yollanacağını bildirdi. Fransa bu isteği uygun buldu. Fakat, İngiltere'nin Paris elçiliği durum hakkında bilgi isteyerek, asker naklini geciktirici bir girişimde bulundu. Bu davranışı bile İngiltere'nin bu ayaklanma arkasında olduğu görüşünü kuvvetlendiriyordu. 

Ordu birlikleri Erzurum, Mardin, Diyarbakır ve Malatya bölgelerinde yığınağını yaparken, Şeyh Sait'te Diyarbakır üzerine yürümüş ve 7-8 Mart 1925'te yenilgiye uğramıştı. Ayaklanmanın güneye doğru yolu tıkanmış ve asileri çembere alma ihtimali doğmuştu. Şeyh Sait Dersim ve Muş yöresi ağalarını da ayaklanmaya çağırdı ise de; şeriat ve hilafet adına yapılan bu hareket, özellikle Diyarbakır yenilgisinden sonra ilgi görmedi. 9 Mart' ta Diyarbakır'a gelen bazı İngiliz silah fabrikaları katalogları ve mektupların üzerinde 'Kürdistan Kraliyeti Harbiye Bakanlığı &quot;yazısının bulunması, Diyarbakır'ın Şeyh Sait'in eline geçmesinin en önemli adım olduğunu gösteriyor ve İngiltere'nin olayı desteklediği kanısını kuvvetlendiriyordu. 

Diyarbakır yenilgisi ayaklanmanın dönüm noktası oldu, Seferber edilmiş kuvvetlerle 10 Mart'ta Diyarbakır çevresi asilerden temizlendi, 14 Mart'ta Şeyh Sait'in oğullarından birinin Varto'da yapılan çatışmada öldüğü bildirildi, 16 Mart'ta seferber edilen subaylara ve askere iki şer maaş avans ödenmesi kanunu ve 23 Mart'ta da, sıkı yönetimin bir ay uzatılması kabul edildi, Yığınaklarını tamamlayan ordu birlikleri 26 Mart'tan itibaren Varto, Elazığ ve Diyarbakır üzerinden karşı harekata başladı. Asiler dört yönden kuşatıldılar, Düzenli bir şekilde çembere alınarak Irak, İran ve Suriye'ye kaçmaları önlendi. 31 Mart' ta Diyarbakır ve Elazığ'dan gelen kuvvetler birleşerek Şeyh Sait'in karargahının bulunduğu Hani'ye girdiler. 2 Nisan da kuşatmanın son bölümü de tamamlanınca asiler ve ana kuvvetler arasında çatışma başladı. Nisan' da Palu, Silvan ve Piran ele geçti. Bütün asiler Tunceli yönünde kaçmaya başladılar, 

Geçtikçe artan başarılı harekat sonunda, ayaklanma Nisan ayı ortasında tamamı ile bastırıldı ve Şeyh Sait ele geçti. Bu durum, hükümetin 15 Nisan tarihli resmi bildirgesi ile açıklandı. Ayaklanmanın bastırılmasından sonra ilk iş olarak merkezi Diyarbakır'da olmak üzere bir genel müfettişlik kuruldu. Şeyh Sait yakalandıktan sonra yandaşları ile birlikte İsyan Bölgesi İstiklal Mahkemesi'ne verildi. İstiklal Mahkemesi asilerin idamına karar verdi ve bu bir gün sonra gerçekleşti.

İSYANIN KRONOLOJİSİ

16 Şubat 1925 - Şeyh Sait&amp;#8217;e bağlı isyancılar Tunceli ilinin merkezi Darahini&amp;#8217;yi alarak kasabayı yağmaladı.

21 Şubat 1925 - Bazı doğu illerinde sıkıyönetim ilan edildi.

16 Şubat 1925 - Şeyh Sait&amp;#8217;e bağlı isyancılar Tunceli ilinin merkezi Darahini&amp;#8217;yi alarak kasabayı yağmaladı.

21 Şubat 1925 - Bazı doğu illerinde sıkıyönetim ilan edildi.

21 Şubat 1925 - Şeyh Sait&amp;#8217;e bağlı isyancılar Kıs ovasında hükümet kuvvetleriyle çarpıştı.

24 Şubat 1925 - Şeyh Sait&amp;#8217;e bağlı isyancılar Elazığ&amp;#8217;ı ele geçirdi.

25 Şubat 1925 - Hıyanet-i Vataniye Kanunu&amp;#8217;nda &quot;Dinin politikaya alet edilemeyeceği ve bu suçun da vatan hıyaneti sayılacağı'na ilişkin değişiklik yapıldı.

26 Şubat 1925 - Şeyh Sait&amp;#8217;e bağlı isyancılar Hani&amp;#8217;yi işgal etti.

7 Mart 1925 - Şeyh Sait&amp;#8217;e bağlı isyancılar Diyarbakır üzerine hücuma geçti.

8 Mart 1925 - Diyarbakır&amp;#8217;da Mürsel Paşa komutasındaki ordu birlikleri Şeyh Sait&amp;#8217;e bağlı isyancıları dağıttı. 

4 Mart 1925 - Hükümete geniş yetkiler veren Takrir-i Sükûn Kanunu kabul edildi.

4 Mart 1925 - TBMM isyan bölgesinde ve Ankara&amp;#8217;da birer İstiklal Mahkemesi kurulmasına karar verdi.

&lt;img src='http://www.yalniz-kurt.com/htm1/seyh_sait.jpg' style='margin:5px' align='left' /&gt;23 Mart 1925 - Doğu illerinin bir bölümünde ilan edilen sıkıyönetim 1 ay daha uzatıldı. 

25 Mart 1925 - Şeyh Sait&amp;#8217;e bağlı isyancılar Silvan&amp;#8217;ı ele geçirdi.

31 Mart 1925 - İsyan bölgesinde Divan-ı Harp&amp;#8217;çe verilen idam cezalarının ayrıca onay gerektirmeden yerine getirilmesi hakkındaki kanun kabul edildi. 

31 Mart 1925 - Ordu birlikleri Lice ve Silvan&amp;#8217;ı ele geçirdi.

12 Nisan 1925 - İsyanın başı Şeyh Sait yakalandı.

20 Nisan 1925 - Bazı doğu illerindeki sıkıyönetim 7 ay uzatıldı.

29 Haziran 1925 - Doğu İstiklal Mahkemesi&amp;#8217;nce ölüm cezasına çarptırılan Şeyh Sait ve isyanı yönetenler idam edildi.
www.Yalniz-Kurt.com
]]></description>
        <pubDate>Wed, 16 Dec 2009 09:51:25 +0200</pubDate>
        <category>Güvenlik-Güncel</category>
      </item>
      <item>
        <title>FETULLAH GÜLEN KİMDİR ....</title>
        <link>http://www.turanweb.net/readarticle.php?article_id=84</link>
        <guid>http://www.turanweb.net/readarticle.php?article_id=84</guid>
        <description><![CDATA[Allah katında din, ancak İslam dinidir. Kendilerine kitap verilenler, bunu adamakıllı bildikten sonra aralarındaki azgınlık ve haddini aşma yüzünden ihtilafa düştüler ve kim Allah'ın ayetlerine inanmazsa bilsin ki Allah, pek tez hesap görür. Âl-i İmrân / 19

Kim Müslümanlıktan başka bir din arar, dilerse arayıp bulduğu din, asla makbule geçmez ve o, ahirette ziyana uğrayanlardandır. Âl-i İmrân / 85

ABD'de geliştirilen Büyük Ortadoğu Projesi'nin en önemli etabı &quot;ılımlı İslam&quot; siyasetinin gönüllü sözcüsü olan Gülen'in, bütün Türkiye'yi bir ağ gibi saran gizli örgütlenmesinin, sinsi hesaplarının ve yürütülen örtülü operasyonlarının deşifre edilmesi gerekiyor.

Sığındıkları ve on yıldır yaşadıkları ABD'den Türkiye'ye karşı ihanet projeleri hazırlayanların; bölge ülkelerine yönelik kuşatma ve işgal planlarının parçası olanların; ....




toplumun inançlarını istismar ederek, bunu sermaye ve iktidar gücüne dönüştürenlerin oyununun bozulması için herkesin üzerine düşen görevleri yapması, her şeyden önce bir vatandaşlık görevidir.  İlkokulu dışarıdan bitirmiş, vaaz verirken ağlayıp, bayılan, Cumhuriyet Devrimi ve Atatürk'e kinle dolu gezici vaiz Fethullah Gülen, ne zaman başı sıkışmış ise ABD'ye kaçmıştır. 

1950'lerden itibaren dünyanın efendiliğine soyunan ABD, kıtalararası imparatorluğunu sürdürmek için, her kıtasal din içinde kendisine bağlı bir tarikat örgütledi. Bu tarikatların hepsinin söylemi de aynı: Dinlerarası diyalog
&lt;img src='http://www.yalniz-kurt.com/images/resimler/Fethullah9.jpg' style='margin:5px' align='left' /&gt;Dinlerarası Diyalog, Fethullah Gülen'in CIA ile ilişkilerini sürdürmede kullandığı örtünün adı. CIA denetiminde yürütülen bu faaliyetin ilk başarılı örneği Moon tarikatıdır. 1951'de Kore'yi işgal eden ABD, Güney Kore'yi sömürgeleştirirken, sömürgeleştirmenin aracı olarak bir de Hıristiyan tarikatı kurdu. CIA'nın misyonerleri, bu tarikatı kullanarak Güney Kore nüfusunun yüzde 40'ını, Budistlikten vazgeçirip Hıristiyan yaptılar. Moon, işte bu tarikatın adıdır. Resmi adıyla söylersek; Birleştirme Kilisesi. CIA, Moon tarikatını kullanarak Dünya Anti Komünist Lig'ini örgütledi. Türkiye'de Komünizmle Mücadele Dernekleri, Dünya Anti Komünist Lig'inin uzantıları olarak kuruldu. 

Diğer cemaatler Kur'an kursu ve İmam Hatip Liseleri gibi doğrudan dini eğitim kurumlarına önem verirken, Fethullah Gülen cemaati, Turgut Özal döneminde, yurt içinde Anadolu liseleri ve kolejler açmaya başladı. Sovyetler Birliği'nin çözülmesi üzerine Gülen örgütü uluslararası okullar atağına geçti. Gülen'in öncelik verdiği ülkeler son derece dikkat çekici: Orta Asya, Kafkaslar, Balkanlar. Yani Amerika'nın ilgi alanındaki bölge ve ülkeler. Nitekim 1992'den itibaren, öncelikle Orta Asya Türk cumhuriyetleri olmak üzere Kafkas ve Balkan cumhuriyetlerinde, &quot;Fethullahçı&quot; diye bilinen vakıf ve şirketler, art arda kolejler açtılar. Ardından Asya ve Afrika ülkeleri geldi. 

ABD'nin Soğuk Savaş döneminde, Sovyetler Birliği'ni çökertmek için örgütlediği ve büyük olanaklarla yürüttüğü &quot;CIA muhalefeti&quot;nin, Gülen Örgütü'nün önünü açtığı net olarak saptanabiliyor. Sovyet bloğuna karşı yürütülen psikolojik savaşın en önemli aygıtı Hür Avrupa Radyosu, Fethullah Gülen'i bültenlerinin baş konusu yapıyor. Amerika'nın Sesi Radyosu'nun değişik lehçelerdeki Türkçe yayınlarında, Gülen ve misyonu döne döne övülüyor. 

Fethullah Gülen, 28 Şubat sürecinde panikledi. Uzun süre ABD'de kaldı. Hükümet ve CIA yetkilileriyle görüşmeler yaptı. Cumhuriyet Devrimi güçlerini, &quot;Arkamda Amerika var&quot; mesajı vererek tehdit etmeye çalıştı. İkinci Cumhuriyetçi köşe yazarlarını seferber ederek kendini Amerika'nın adamı olarak savundurttu. Nevval Sevindi'nin Sabah Kitapları'ndan çıkan, &quot;Fethullah Gülen İle New York Sohbeti&quot;nde ABD emperyalizmiyle Nur tarikatının bağı, açıkça dile getiriliyor. İşte kitaptan bazı seçmeler:
&lt;img src='http://www.yalniz-kurt.com/images/resimler/Fethullah4.gif' style='margin:5px' align='left' /&gt;&quot;Amerika şu andaki konum ve gücüyle bütün dünyaya kumanda edebilir. Bütün dünyada yapılacak işler buradan idare edilebilir. Amerika hâlâ bu dünya gemisinin dümeninde oturan bir milletin adıdır. Amerika daha uzun zaman dünyanın kaderinde çok önemli rol oynayacaktır. Bu realite kabul edilmeli. Amerika göz ardı edilerek şurada burada bir iş yapılmaya kalkılmamalı. Amerikalılar istemezlerse kimseye dünyanın değişik yerlerinden hiçbir iş yaptırmazlar. Şimdi bazı gönüllü kuruluşlar dünya ile entegrasyon adına gidip dünyanın değişik yerlerinde okullar açıyorlarsa, bu itibarla, mesela Amerika ile çatıştığınız sürece bu projelerin gerçekleştirilmesi mümkün olmaz. Amerika ile iyi geçinmezseniz işinizi bozarlar. Amerika'nın bize yarım arpa kadar sadece bizim menfaatimize desteği yoktur. Buna rağmen şurada bulunmamıza izin veriyorsa, bu bizim için bir avantajsa, bu avantajı sağlıyor demektir.&quot; 

Yani her şey ortada... 

Fethullah'ın okullarının propagandası, &quot;Adriyatik'ten Çin Seddi'ne kadar Türk dünyasının hizmetinde&quot; sözleriyle yapılıyor. Oysa bu okullar, Türkiye Cumhuriyeti'nin değil, ABD'nin hizmetindedir. Gülen cemaati tarafından yurt dışında, özellikle de Türk Cumhuriyetlerinde açılan okullarda, diplomatik pasaportlu Amerikalı CIA ajanları, &quot;İngilizce öğretmeni&quot; diye barındırılıyor. Bu işbirliği, Türkiye'de yapılan üst düzey resmi bir toplantıda, bizzat Fethullahçı okul yöneticisi tarafından itiraf edildi. Toplantıda, dönemin Milli Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam ve MIT temsilcisi de bulunduğu halde, olay karşısında sessiz kalındı. Durum, devletin resmi olarak yayımladığı kitapla da belgelendi. 

Yer, Ankara'daki Başkent Öğretmen Evi. Önemli bir toplantı yapılmaktadır. Ev sahibi, Milli Eğitim Bakanlığı Yurt Dışı Eğitim Öğretim Genel Müdürlüğü. Konu, yurt dışında açılan Türk okullarının sorunları. Toplantıya, başta Milli Eğitim Bakanı olmak üzere Bakanlığın bütün üst düzey bürokratları katılıyor. Dahası; Başbakanlıktan, MİT'ten, Dışişleri Bakanlığı'ndan temsilciler de katılımcılar arasında. Ve elbet, yurt dışında okul açmış vakıf ve özel şirket yetkilileri de hazır. Sıra, Özbekistan'daki 18 okulun sahibi gözüken Silm A.Ş.'nin yetkilisine gelir. Bu okullar da, &quot;Fethullahçılara ait&quot; diye bilinmektedir. Müdür, birçok talebini dile getirir. Sözlerini Amerika'nın Özbekistan'daki bir uygulamasını örnekleyerek bağlar. MEB'in yayımladığı &quot;Yurt Dışında Açılan Özel Öğretim Kurumları Temsilcileri-İkinci Toplantısı&quot; adlı kitabın 63-64. sayfalarından okuyalım: 

&quot;Amerika Birleşik Devletleri, dostluk köprüsü adı altında getirdikleri 70 öğretmene diplomatik statü kazandırmışlardır. Biz de, eğer devletimiz, büyükelçiliğimiz, bu konuda diplomatik statü konusunda bize yardımcı olursa Türk öğretmenlerinin, Türk eğitim elemanlarının itibarlarının biraz daha artacağını zannediyoruz.&quot; 

Özbekistan'da diplomatik pasaportla bulunan ABD'li &quot;öğretmen&quot;lerin çoğu, Gülen cemaatinin okullarında çalışmaktadır. İngilizce dil &quot;öğretmeni&quot; olarak gözükmektedirler. Kırgızistan'da da 50-60 kadar Amerikalı &quot;öğretmen&quot; var. Bunlar da diplomatik pasaportlu. Ve Kırgızistan'da &quot;Fethullahçı&quot; diye bilinen okullarda &quot;öğretmenlik&quot; yapıyorlar. Gülen'in okulları, Adriyatik'ten sadece Çin'e kadar değil, Vietnam'a, Endonezya'ya kadar uzanmaktadır ve eğitim dili olarak da Türkçe'yi değil, İngilizce'yi kullanmaktadır. Özellikle hazırlık sınıflarında haftalık ortalama 24 saati bulan İngilizce derslerine, çoğu okulda ABD'li ve İngiliz &quot;öğretmenler&quot; giriyor. 

Gülen'in yurtdışındaki okullarında çalışan bine yakın ABD'li öğretmende, yalnızca devlet görevlilerine verilen ABD resmi pasaportu var. Çoğunluğu Türk Cumhuriyetleri'nde faaliyet yürüten okullardaki ABD'li öğretmenler, İngilizce adıyla &quot;official passeport&quot;a sahipler. Amerikan Eğitim Bakanlığı personeli olmayan ABD'li öğretmenlerin, normal olarak turist pasaportu sahibi olmaları gerekiyor. Ancak, Amerikan devleti, Gülen'in okullarında çalışanları resmi görevli sayıyor. Türkiye'deki karşılığı &quot;yeşil pasaport&quot; olan resmi görevli pasaportu, ABD'li öğretmenlere diplomatik dokunulmazlık sağlıyor.
&lt;img src='http://www.yalniz-kurt.com/images/resimler/Fethullah10.jpg' style='margin:5px' align='left' /&gt;İşte ABD, işte Gülen... Bütün bunlara rağmen, hangi vatansever Türk vatandaşı hâlâ Gülen'in hizmetlerini savunabilir, anlamak çok güç...
]]></description>
        <pubDate>Wed, 16 Dec 2009 09:47:38 +0200</pubDate>
        <category>Siyaset</category>
      </item>
      <item>
        <title>Saidi Kürdi</title>
        <link>http://www.turanweb.net/readarticle.php?article_id=83</link>
        <guid>http://www.turanweb.net/readarticle.php?article_id=83</guid>
        <description><![CDATA[&lt;img src='http://www.yalniz-kurt.com/htm1/saidkurdi.jpg' style='margin:5px' align='left' /&gt;1876 yılında Bitlis&amp;#8217;in Nurs köyünde dünyaya gelen Said-i Nursi bağımsız Kürdistan çalışmalarına II. Abdülhamit zamanında başlar. Bu zamanlar, Türk topraklarının birer birer elden çıktığı zamanlardır. Said-i Nursi de bu durumdan yararlanmak için Abdülhamit&amp;#8217;e bir dilekçe ile başvurur. Dilekçede Kürdistanın geleceği (!) için Kürdistan olarak adlandırdığı bölgede 3 tane medrese açılmasını ve bu burada Kürt gençlerinin eğitim görmesini ister. II. Abdülhamit bunun altındaki sinsi planı hemen fark eder. Bu dilekçeden sonra Said-i Nursi&amp;#8217;yi önce sürgüne göndermeyi düşünür fakat akli dengesinin yerinde olmadığını anladığından tımarhaneye kapatılması kararlaştırılır. Said, &amp;#8220;Zalimler için yaşasın cehennem!&amp;#8221; sözünü Abdülhamit için söyler.

&amp;#8221;Özgür bir Kürdistan tohumu ekiyorum. Onu geliştirip büyütün&amp;#8221; Said-i Kürdi (Nursi)

Kürt Teali Cemiyeti 

Isparta'daki sürgünden memleketine dönen Said-i Kürdi yine İngilizlerin işgal planına uygun olarak Doğu'da ve güneydoğuda İngiliz hükümeti destekli bir Kürdistan kurulması amacıyla &quot;Kürt Teali Cemiyeti&quot; kurucuları arasında yerini aldı.(kaynak: Marmara brifingi, 1971) 

Bir yandan işgalcilerle mücadele eden Ankara hükümeti bir yandan da İngiliz destekli gerici isyanları bastırmakta başarılı olunca Said-i Kürdi bu sefer M. Kemal'le görüşmek için Ankara'ya gitti. Amacın şeriat devleti kurmak olmadığını, ulusal temele dayanan devlet kurmak olduğunu anlayınca bundan vazgeçti. Bugün dahi Nurculukta cuma namazı kılınması farz kabul edilmez. Çünkü Said-i Kürdi'nin anlayışına göre ülke hala &quot;müslüman&quot; değildir. &quot;Dar-ül harp&quot;tir. Yani şeriatı getirmek için savaşılması geren topraklardır. 

Bu anlayışa uygun olarak çıkan ve arkasında İngiliz desteği olduğu resmi belgelerle kanıtlanmış olan Şeyh Sait isyanına katıldığı için İstiklal Mahkemesince yargılandı ve birçok ilde sürgün yaşadı. İngiliz destekli bağımsız Kürdistan isteyen bu ayaklanma birçok şehrin yıkımına, ordunun büyük ölçüde kayıp vermesine ve misak-ı Milli sınırlarımız içinde olan Musul ve Kerkük'ün İngilizlere kalması ile sonuçlandı. Nur cemaati'nde Atatürk'ün &quot;Öküz aleyhisselam&quot;, &quot;Beton Kemal&quot;, &quot;Deccal&quot; gibi isimlerle anılmasınınn arkasında bu şeriatçı ayaklanmaların uğradığı hezimetler yatmaktadır.

Risaleleri ve fikirleri 

Said-i Nursi'nin yaşamı boyunca yazmış olduğu risalelerin tümüne &quot;Risale-i Nur Külliyatı&quot; denir. Türkçe konuşan insanların %90'ının anlayamayacağı bir dil kullanan(ve kişisel düşünceme göre hiç de derin anlamı olmayan ve birbirinin tekrarı niteliğinde olan) bu eser, başlarda cifir'in İslam dışı olduğunu söylediği halde(&quot;cifir..., gaybı Allah'tan başkası bilmez ayetine karşı edep dışı bir davranıştır&quot;)(bkz. Lem'alar s. 39(yazıldığı tarih 1957) daha sonraki kitaplarında sık sık cifir kullanarak kendisinin ve yazdıklarının ne kadar yüce olduğunu anlatır. 

Buna örnek vermek gerekirse: &quot;-... İçlerinde bedbaht olanlar da said olanlar da vardır- anlamındaki ayetin cifir yyönünden sayı değeri 1303 eder. Hud Suresinde -Emrolunduğu gibi hareket et-, anlamında bir ayet olduğu gibi Şura suresinin 2. ayetinde de aynı anlamda bir ayet vardır. -Vav-la başlayan Şura suresindeki ayetin cifir yönünden sayı değeri de 1309 eder. Bu tarihte bütün muhataplar içinde özellikle birine Kur'an adına iltifat ediliyor, doğru olmak yolunda buyruk veriliyor. 

Birinci tarih(1303)de ise, Risale-i Nurlar müellifi(Said-i Nursi)nin ilim tahsiline başladığı tarihtir. İkinci ayetin tarihi ise O müellif(Said-i Nursi)nin harika bir şekilde pek az bir zamanda ilimce en son noktaya ulaştığı(!), tahsili bitirdikten sonra ders vermeğe başladığı ve 3 ayda, bir kış içinde, 15 senede ancak okunabilen 100'den çok kitap okuduğu ve o zamanın o muhitte en ünlü alimlerinin yanında o 3 ayın mahsulu fakat 15 yılın mahsulü kadar olan ilimleri kazandığı, ne kadar büyük bir alim olduğunu; hangi ilimden olursa olsun sorulan her soruya en doğru cevabı vermekle ispat ettiği tarihe rastlar.&quot;(Tasdik-i Gaybi, s. 61-62, yıl 1958)

Said&amp;#8211;i Nursi&amp;#8217;ye göre Atatürk Deccal&amp;#8217;di

Said&amp;#8211;i Nursi bir çok lahikasında Atatürk&amp;#8217;e &amp;#8220;Deccal&amp;#8221; diye hakaret ediyordu. Deccal, İslami literatürde en ağır hakaret sayılan ifadelerden biridir. Deccal; yalan söyleyen, aldatan, karıştıran kişi anlamına gelir. Deccalin ortaya çıkması kıyamet alametlerinden biri olarak da görülmüştür. Deccal konusunda tarih boyunca ortaya atılan iddiaları gündeme getirecek değiliz. Ancak Said&amp;#8211;i Nursi&amp;#8217;nin şu satırlarını okuduğunuzda Deccal denilince kimin kastedildiğini çok iyi anlamış olacağız. &amp;#8220;Ben bir manevi alemde, İslam Deccalini gördüm. Yalnız bir tek gözünde teshirce bir manyetizma gözümle müşahade ettim ve onu bütün bir münkir bildim. İşte bu inkarı mutlaktan çıkan bir cüret ve cesaretle mukaddesata hücum eder.(...) Fakat kahraman ve mücahit ordunun ve dindar milletin ruhundaki nur&amp;#8211;u iman ve Kur&amp;#8217;an ışığıyla hakikat&amp;#8211;i hal&amp;#8211;i göreceği ve o kumandanın çok dehşetli tahribatını tamire çalışacağı rivayetlerden anlaşılıyor.&amp;#8221; (Şualar458&amp;#8211;459,Siracun Nur 247)

Saidi Nursi, başlangıçta şifreli olarak işaret ettiği Deccal&amp;#8217;in kim olduğunu daha sonra şöyle anlatıyor: &amp;#8220;Ölmüş gitmiş dünyadan ve hükümetten alakası kesilmiş bir adam hakkında otuz sene evvel bir Hadis&amp;#8211;i Şerif&amp;#8217;in ihbariyle Kur&amp;#8217;an&amp;#8217;a zararlı bir adam çıkacak demiştim.Sonra Mustafa Kemal&amp;#8217;in o adam olduğunu zaman gösterdi. (Emirdağ Lahikası I/278,Yirmiyedinci mektuptan Sabık Reis&amp;#8211;i Cumhur&amp;#8217;a ve üç makama gönderilen istida) 

Saidi Nursi, Mustafa Kemal&amp;#8217;e yönelik Deccal suçlamasında daha da ileri giderek şunları yazar: &amp;#8220;...Lozan Muahedesinde söz veren ve pek şiddetli ve dehşetli hücumlarına rağmen hiçbir hakiki Müslüman Türk&amp;#8217;ü Protestan yapamayan ve Millet&amp;#8211;i İslam için pek zararlı olduğunu ef&amp;#8217;aliyle ispat eden ve Hadis&amp;#8211; Şerif&amp;#8217;in haber verdiği o müthiş şahıs kendisi olduğunu(yani Deccal, y.n) hayat ve mematiyle gösteren Mustafa Kemal&amp;#8217;e bir mahrem eserde &amp;#8216;din yıkıcı Süfyan&amp;#8217; dediğimizi (...)&amp;#8221; (Emirdağ Lahikası I,50&amp;#8211;51;Yirmiyedinci Mektuptan Mahkeme&amp;#8211;i Kübra&amp;#8217;ya Şekva ve Müdafaatın Bir Haşiyesi olan Parçanın Hülasasıdır, Ayrıca Müdafaalar, 226&amp;#8211;227)

Saidi Nursi Atatürk&amp;#8217;e açıkça Deccal diyor, Millet&amp;#8211;i İslam&amp;#8217;ı Protestan yapmak istediğinden bahsediyordu. Oysa, Saidi Nursi&amp;#8217;nin Deccal dediği Atatürk, İzmir Amerikan Koleji&amp;#8217;nde misyoner faaliyette bulunuluyor diye bu okulu tamamen kapatmış, hayatta iken Bab&amp;#8211;ı Ali&amp;#8217;nin &amp;#8220;Misyonerle Mücadele Teşkilatı&amp;#8221; kurmasına destek vermiş, 3 Ocak 1922&amp;#8217;de Meclis Başkanı iken yayınladığı bir muhtırada, İçişleri Bakanlığı&amp;#8217;na çok sert çıkışarak, Amerikalıların Anadolu&amp;#8217;da &amp;#8220;Öksüzler Yurdu&amp;#8221; altındaki yapılanma isteklerinin tamamen Hıristiyanlığı yaymak amacı taşıdığını vurgulayarak &amp;#8220;bu talebin derhal reddedilmesini&amp;#8221; istemişti.

Said-i Nursi ve şehitlik

Şöyle diyor Said&amp;#8211; Nursi: &amp;#8220;Birinci Dünya Savaşı&amp;#8217;nda bizimle savaşmış da olsa, bir Hristiyan ölmüşse şehit sayılır, ahirette mükafatı vardır.&amp;#8221; (Kastamonu Lahikası,s.45) 

&amp;#8220;Ne dinden olursa olsun bir nevi şehit hükmündedir. Mükafatı büyüktür, belki onu cehennemden kurtarır. Elbette şimdi fetret gibi karanlıkta kalan ve Hz. İsa&amp;#8217;ya mensup Hristiyanların mazlumlarının çektikleri felaketler, onlar hakkında bir nevi şehadet denebilir.&amp;#8221; (Kastamonu Lahikası,s.75) 

&amp;#8220;Hatta o mazlumlar kafir de olsa, ahirette kendilerine göre o dünyevi afattan çektikleri belalara mukabil rahmet&amp;#8211;i ilahiyenin hazinesinden öyle mükafatları var ki, eğer perde&amp;#8211;i gayb açılsa o mazlumlar haklarında büyük bir tezahürü rahmet görünüp, &amp;#8220;Ya Rabbi şükür elhamdü lillah diyeceklerini bildim ve kati surette kanaat getirdim.&amp;#8221; (Kastamonu Lahikası,s.45) 

İslam tarihi boyunca kendini Müslüman olarak addeden hiçbir din adamı, Müslümanları ve İslamdaki şehitlik kavramını böylesine aşağılayan ifadeler kullanmadı. Bu cinayete ilk kez Said&amp;#8211;i Nursi&amp;#8217;de rastlıyoruz. Şehitlik, Allah yolunda savaşan, vatanını savunan ve bu uğurda ölenlere verilen bir mükafattır. Birinci Dünya Savaşı&amp;#8217;nda Osmanlı&amp;#8217;ya karşı savaşan &amp;#8220;yedi düvel&amp;#8221;, Haçlı dünyasının karşımıza çıkardığı küfür ordusuydu. Bu savaşta Ortadoğu&amp;#8217;dan, Çanakkale&amp;#8217;ye kadar bir çok cephede milyonlarca &amp;#8220;Mehmedimiz&amp;#8221; din uğruna, İlay&amp;#8211;ı Kelimetullah uğruna, vatan uğruna, bu vatan üzerinde Ezan&amp;#8211;ı Muhammedi ilelebet çınlasın diye şehit oldu. Ama bir din adamı bozuntusu ortaya çıktı ve &amp;#8220;ne dinden olursa olsun, Müslümanlara karşı savaşıp ölen kafirlerin de şehit olduğunu&amp;#8221; ilan etti. Ve hatta hiç utanmadan yüzü kızarmadan Memedimizi katleden o kafirlere bir de &amp;#8220;mazlum&amp;#8221; dedi.

Dinlerarası Diyalog ve Said-i Nursi

Bu olayın ve &amp;#8220;Vatikan&amp;#8217;ın misyonunun bir parçası olmayı&amp;#8221; kabullenmenin tarihsel bir altyapısı var mı sorusu kuşkusuz sizin de aklınıza geliyordur. Öyle ya bir insan durup dururken neden dünyadaki misyoner faaliyetlerin merkezi olan bir kurumun misyonun bir parçası olmayı kabul eder? Bu sorunun cevabını bugünkü Nur cemaatinin faaliyetlerinde değil, Said&amp;#8211;i Nursi&amp;#8217;nin yazdığı risalelerde gösterdiği hedeflerde aramak lazım. 

Saidi Nursi risalelerinde pek çok yerde Hristiyanlarla yakınlaşmayı, kaynaşmayı ve ittifakı şu şok edici sözlerle &amp;#8220;emreder&amp;#8221;: &amp;#8220;Müslümanlık &amp;#8211; Hristiyanlık ittifakını bozmaya çalışanlara karşı üç zümre; Nurcular, Hristiyan ruhaniler ve misyonerler uyanık olmalıdır.&amp;#8221; (Emirdağ Lahikası I, s. 1712, Tarihçe&amp;#8211;i Hayat, s.434&amp;#8217;den nakleden Prof. Dr. Yumni Sezen, Dinlerarası Diyalog İhaneti, Kelam Yayınları) 

&amp;#8220;Misyonerler ve Hristiyan ruhanileri, hem nurcular çok dikkat etmeleri elzemdir. Çünkü herhalde şimal cereyanı, İslam ve İsevi dininin hücumuna karşı kendini müdafaa etme fikriyle İslam ve misyonerlerin ittifakını bozmaya çalışacak.&amp;#8221; (Lem&amp;#8217;alar,111,141) 

Saidi Nursi Müslüman ve Hristiyanlar arsındaki ittifakın bozulmaması için nurcu kardeşlerine çağrı yaparak misyonerlerle sürekli bir ve beraber, ittifak halinde olmalarını istiyor. Bu ifadelerde sadece Hristiyanlarla değil Hristiyanlığı yaymak için büyük paralarla Osmanlı topraklarında Hristiyanlaştırma faaliyetlerinde bulunan &amp;#8220;Hristiyan misyonerlerin o dönemdeki uzantılarıyla de ittifak halinde olunmasını &amp;#8220;emretmesi&amp;#8221; insanı şaşırtıyor. 

İyi de Saidi Nursi misyonerlerle neden böylesine sarmaş dolaş olunmasını istiyor? Nurculara neden &amp;#8220;misyonerlerle ittifak halinde olun&amp;#8221; diyor. Osmanlıyı o misyonerler ve onların işbirlikçileri parçalamadı mı? Saidi Nursi&amp;#8217;nin bu misyoner aşkı neden?
© 2002 - 2008  www.Yalniz-Kurt.com
 
 
]]></description>
        <pubDate>Wed, 16 Dec 2009 09:40:24 +0200</pubDate>
        <category>Siyaset</category>
      </item>
      <item>
        <title>VEDA HUTBESİ</title>
        <link>http://www.turanweb.net/readarticle.php?article_id=82</link>
        <guid>http://www.turanweb.net/readarticle.php?article_id=82</guid>
        <description><![CDATA[&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large; color: #008000;&quot;&gt;VEDA HUTBESİ&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;Allah'a hamd-ü sena ederiz. O'na döneriz. Nefislerimizin fenalıklarından ve kötü amellerimizden O'na sığınırız. Allah'ın hidayet ettiğini, kimse doğru yoldan çıkaramaz. Allah'ın şaşırttığını kimse yola koyamaz. &lt;br /&gt;Şehadet ederim ki Tanrı yoktur, sadece Allah vardır! Bir'dir, eşi ve benzeri yoktur. Yine şehadet ederim ki Muhammed, O'nun kulu ve Rasulüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey Allah'ın kulları !..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah'tan korkmanızı ve O'na itaat etmenizi vasiyet ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey İnsanlar!...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözlerimi iyi dinleyiniz... Çünkü bu seneden bonra bir daha sizinle burada tekrar buluşup buluşamayacağımı bilmiyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey İnsanlar!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünün ne günü olduğunu biliyor musunuz? Burası, Belde-i Haram'dır.(Mekke'dir) Bugününüz nasıl mukaddes bir gün, bu ayınız nasıl mukaddes bir ay, bu şehriniz nasıl mukaddes bir şehir ise, biliniz ki canılarınız, mallarınız, ırzlarınız da; bu mukaddes gün, bu mukaddes ay, bu mukaddes şehir gibi yek diğerinize karşı mukaddestir. Bunlara tecavüz haramdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey Ashabım!...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünki her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski dalaletlere (sapıklıklara) dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ashabım ! ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskiden cahiliyet devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu Rabia'nin kan davasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ashabım! ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her türlü riba (tefecilik) kaldırılmıştır İlk kaldırdığım riba, Abdulmuttalib'in oğlu Abbas'ın ettiği ikrazlardır(borç vermelerdir) Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Eski cahiliyet devrinden kalma bu çirkin adetin her türlüsü ayağımın altındadır. Borçlular, alacaklılara yalnız aldıkları parayı ödeyeceklerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ashabım!.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimin yanında bir emanet varsa, onu sahibine versin. Hediyeler, hediye ile karşılanır. Başkalarına kefil olan, kefaletin sorumluluğunu üstüne alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey İnsanlar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün şeytan sizin topraklarınızda yeniden nüfuz ve saltanat kurmak gücünü ebedi surette kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız, onu sevindirmiş olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey insanlar ! ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınların haklarına riayet ediniz. Bu hususta Allah'tan korkunuz. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onları Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde haklarınız olduğu gibi, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız; onların aile şerefini , sizin hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları uyarıp, sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, meşru bir şekilde hertürlü yiyecek ve giyecek ihtiyaçlarını sağlamanızdır. Onlar sizin haklarınıza riayet etsinler...Siz de onlara nezaketle muamele edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kadının kocasının izni olmadıkça onun malından bir şeyi başkasına vermesi, helal olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kölelerinize gelince... Onlara da yediğinizden yedirmeğe, giydiğinizden giydirmeğe çalışın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Affedemeyeceğiniz bir hata işlerlerse kendilerine izin verin. Fakat asla eziyet etmeyin. Çünkü onlar da Allah'ın kuludur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey müminler!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözümü iyi dinleyin, iyi anlayın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhakkak ki Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Adem'in çocuklarısınız... Adem ise topraktandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç kimsenin başkaları üzerinde üstünlüğü yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeref ve üstünlük, ancak fazilet iledir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müslüman müslümanın kardeşidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün müslümanlar kardeştir, eşit hakka maliktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Din kardeşinize ait olan herhangi birşeye, bir hakka tecavüz etmek, gönül rızası ile olmadıkça, başkası için helal olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haksızlık yapmayın...Haksızlığa da boyun eğmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahalinin haklarını gasp etmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sakın benden sonra kafirlerin yaptığı gibi birbirinizle boğuşmayın..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey Müminler!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size bir emanet bırakıyorum..Siz ona sıkı sarıldıkça, yolunuzu şaşırmazsınız. O emanet de Allah'ın kitabı Kur'an 'dır!.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey Ashabım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nefsinize zulmetmeyin...Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey İnsanlar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah , herkese düşen miras hakkını Kur'an 'da bildirmiştir. Mirasçılar için ayrıca vasiyetname yapmaya hacet yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey İnsanlar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her cani kendi suçunundan kendisi sorumludur. Hiçbir caninin işlediği suçun cezasını evladı çekmez. Hiç bir evladın suçundan da babası sorumlu tutulamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey İnsanlar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutemadiyen dönmekte olan zaman, Allah'ın gökleri, yerleri yarattığı günki vaziyete dönmüştür..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yıl, ay ölçüsüyle 12 aydır.Bunlardan dördü, haram aylardır. Bunlardan üçü, arka arkaya Zilka'de, Zilhicce, Muharrem'dir. Dördüncüsü Receb'tir, ki Cümade-l ahire ile Şaban arasındadır. Bu sene haram aylar eskilerine geldi. Hac mevsimi yine Zilhicce'nin onuncu gününe rastladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey İnsanlar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah'a kulluk edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beş vakit namazınızı kılın.Ramazan orucunu tutun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emirlerime itaat edin. O takdirde Rabbinizin Cennetine girersiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey İnsanlar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşırı gitmekten sakınınız. Sizden öncekilerin mahvolmalarının sebebi, dinde ifratta olmaları idi. Hac usullerini benden öğrenin. Muhakkak olarak bilmiyorum, belki bu seneden sonra bir daha haccedemem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nasihatlarımı burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin. Olabilir ki, kendisine bildirilenler, burada bulunanlardan daha iyi anlayarak bunları korumuş olurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey insanlar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarın beni sizden soracaklar.. Ne dersiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Risaletimi tebliğ ettim mi? Görevimi yaptım mı?..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Ashab bu soruya hep bir ağızdan &quot;EVET!..Yemin ederiz ki tebliğ ettin. Bize nasihat ve tebligatta bulundun. Böylece şehadet ederiz.&quot; der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vadi artık bu sözlerle çalkalanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah Rasulü parmağını havaya kaldırarak, üç kez;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Şahid ol Ya Rabbi!&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Şahid ol Ya Rabbi!&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Şahid ol Ya Rabbi!&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buyurur.&lt;/p&gt;]]></description>
        <pubDate>Thu, 22 Jan 2009 09:48:57 +0200</pubDate>
        <category>İnanç-Din-Dinler Tarihi</category>
      </item>
      <item>
        <title>İslam ve Ahlak</title>
        <link>http://www.turanweb.net/readarticle.php?article_id=81</link>
        <guid>http://www.turanweb.net/readarticle.php?article_id=81</guid>
        <description><![CDATA[&lt;p&gt;İslam Dininde ahlakın büyük bir önemi ve değeri vardır. İslamın gayesi insanları güzel ahlak sahibi yaparak olgunlaştırmaktır. İslam güzel ahlak demektir. Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.'(88) Bir müslümanın değeri ahlakının güzelliği ile ölçülür. Peygamber Efendimiz: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Sizin bana en sevimliniz ve kıyamet gününde bana en yakınınız ahlakı en güzel olanınızdır.'(89) buyurarak bu gerçeği dile getirmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peygamberimize: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Allah katında en sevgili kullar kimlerdir?'diye sordular: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peygamber Efendimiz: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Ahlakı en güzel olanlardır'(90) buyurdu. İbadetler nasıl dinimizin emri ise, güzel ahlaklı olmak da dinimizin emridir. İslam'da ibadetlerin bir gayesi de kişileri kötülükten sakındırmak ve iyi ahlak sahibi yapmaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;font-size: medium; color: #008000;&quot;&gt;Ahlakı Güzelleştirmenin Yolu&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large; color: #008000;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk dünyaya tertemiz olarak gelir. Eğer anne ve babası tarafından iyi terbiye edilir, güzel huylar kazandırılırsa iyi ahlaklı olarak yetişir. Şayet iyi terbiye edilmez, ruhunu kötü huylar bir kara leke gibi kaplarsa ondan güzel ahlak ve iyi davranışlar beklenmez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl ki, bedenimizi rahatsız eden hastalıklar ilaçla tedavi edilirse, ruhumuz da çirkin huyların atılarak yerlerine iyi huyların yerleştirilmesi ile tedavi edilebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili Peygamberimiz: 'Ahlakınızı güzelleştiriniz'(95) buyurarak kötü ahlakın düzelebileceğini belirtmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendisinde bulaşıcı hastalık olan bir hasta ile oturup kalkan kimse aynı hastalığa yakalanabilir. Kötü ahlaklı insanlarla arkadaşlık edenler de onların davranışlarından etkilenir ve zamanla iyi huylarını kaybederek kötü ahlaklı olurlar. Bu sebeple, iyi ahlak sahibi olmak ve bunu devam ettirebilmek için iyi bir ahlak eğitimi görmek yanında bilgili ve iyi ahlaklı insanlarla arkadaşlık etmek, kötülerle düşüp kalkmaktan sakınmak lazımdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili Peygamberimiz: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- İyi kimselerle arkadaşlık etmeyi, güzel kokular satılan bir dükkanda oturmaya benzetmiştir. Dükkan sahibi o kimseye bir şey ikram etmese bile oranın güzel kokularından yararlanır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kötü kimselerle arkadaşlık etmeyi de demirci dükkanında oturmaya benzetmiştir. Orada oturan kimseye ya bir ateş kıvılcımı sıçrar, veya fena kokusundan rahatsız olur. (96) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bunun gibi iyi kimselerle arkadaşlık edene, iyilerin güzel ahlakı tesir eder, o da iyi huylu olur. Kötü ahlaklı insanlarla arkadaşlık yapanlara da onların kötü davranışları tesir eder ve zamanla o kimsenin iyi huyları bozulur, kötü ahlaklı olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bize düşen görev; arkadaş seçiminde dikkatli olmak, iyi ve bilgili kimselerle dost olmak, onların söz ve sohbetlerinden yararlanmak, kötü insanlardan uzak durmaktır. Ancak; kötü davranışlardan kurtarmak amacı ile insanlara yaklaşmalı ve iyi ahlak sahibi olmalarına yardımcı olmalıyız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;font-size: medium; color: #008000;&quot;&gt;İnanç ve İbadetlerin Ahlakımıza Tesiri &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek bir inanca sahip olan insan, bütün davranışlarının Allah tarafından görüldüğüne ve bunların görevli melekler tarafından da yazıldığına inanır. Dünyada yaptığı her iş ve davranışın kıyamet gününde kendisinden sorulacağını bilir. İyilik yapanların bunun mükafatını göreceğine, kötülük edenlerin de cezasını çekeceğine kesinlikle inanır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Kim zerre kadar iyilik yapmışsa onu görür. Kim de zerre kadar kötülük yapmışsa onu görür.'(91) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu inanç, insanı kötülüklerden uzaklaştırır ve iyilik yapmaya yöneltir. Kalbinde böyle bir inanç ve sorumluluk duygusu taşımayan kimselerden ise kendi çıkarları olmadıkça iyilik beklenmez, bunlar fırsat bulunca kendi çıkarları için her kötülüğü yapabilirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halbuki kalbinde sağlam bir inanç taşıyan bir müslüman bütün davranışlarına dikkat eder. Kimseye kötülük yapmaz. Elinden geldiği kadar iyilik etmeye çalışır. İbadetler, hem kalbimizdeki imanı güçlendirir, hem de iyi ahlaklı olmamızı sağlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beş vakit namaz, bize daima Allah'ı hatırlatır, her türlü çirkin davranışlardan vazgeçirir. Oruç, şefkat ve merhamet duygularını geliştirir, elimizi haramdan, dilimizi yalandan korur. Zekat cimrilikten kurtarır, başkalarına karşı iyilik ve yardımseverlik duygularını geliştirir, topluma faydalı bir insan haline getirir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların çalıştığı iş kolları, kazanç yolları çeşitlidir. Çalışıp kazanmada dikkat edeceğimiz husus: Kazancımızı helal yollardan sağlamak ve rızkımıza haram karıştırmamaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peygamber Efendimiz; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'İnsanın, malını nereden kazanıp nereye harcadığından kıyamet günü sorguya çekileceğini'(92) bildirmiş, kazancına haram karıştıranlar hakkında şu uyarıda bulunmuştur: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Bir müslümanı aldatan, yahut zarar veren veya hile yapan bizden değildir.'(93) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışıp kazanırken doğru hareket edenler için de şu müjdeyi vermiştir: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Ticarette doğruluktan ayrılmayan kıyamet gününde Peygamberlerle beraber olacaktır.'(94) Doğruluk, müslümanlıkta çok önemli bir ahlak kuralıdır. Müslümana yakışan, iş hayatında doğruluktan ayrılmamak, insanları aldatmaktan, karaborsacılıktan, kaçakçılığın her çeşidinden sakınmak, helal ve temiz yollardan kazanmaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi ahlak sahibi insan, işini doğru yapar, kimseyi aldatmaz, hile ve dolandırıcılık yapmaz. üzerine aldığı görevi hakkıyle yapar, hem kendisine, hem de çevresine yararlı olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;font-size: medium; color: #008000;&quot;&gt;Ahlak Neye Denir &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahlak, insanın ruhuna yerleşen alışkanlıklardır. Bu alışkanlıklar, fazla düşünmeye gerek olmadan fiil ve davranışlarımızı meydana getirir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruhumuza yerleşen alışkanlıklar iki kısımdır: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1) İyi alışkanlıklar, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2) Kötü alışkanlıklar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Organlarımızın hareketleri ruhumuza bağlıdır. Ruhumuza iyi alışkanlıklar yerleşirse organlarımızın fiil ve davranışları iyi olur. Bunlara güzel ahlak denir. Ruhumuza kötü alışkanlıklar yerleşirse davranışlar kötü olur. Bunlara da kötü ahlak denir. Davranışlarımızın iyi, ahlakımızın güzel olabilmesi için ruhumuzu kötü huylardan temizleyerek iyi huylar yerleştirmemiz gerekir.&lt;/p&gt;]]></description>
        <pubDate>Thu, 22 Jan 2009 09:47:44 +0200</pubDate>
        <category>İnanç-Din-Dinler Tarihi</category>
      </item>
      <item>
        <title>Mübarek Gün ve Geceler</title>
        <link>http://www.turanweb.net/readarticle.php?article_id=80</link>
        <guid>http://www.turanweb.net/readarticle.php?article_id=80</guid>
        <description><![CDATA[&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large; color: #008000;&quot;&gt;Kadir Gecesi &lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;Ramazan ayının 27. gecesi &quot;Kadir Gecesi&quot;dir. İnsanlara dünyada ve ahirette mutlu olmanın yollarını gösteren dinimizin kutsal kitabı Kur'an-ı Kerim Peygamberimize Ramazan ayı içinde Kadir Gecesinde inmeye başlamış, Hz. Muhammed (s.a.s.)'e peygamberlik görevi bu gecede verilmiş ve İsl am güneşi bu gecede doğmuştur. İşte bu önemli olaylar Kadir Gecesine büyük bir şeref vermiş, üstün bir değer kazandırmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadir gecesinin bin aydan daha haylırlı olduğu Kur'an-ı Kerim'de açıkça bildirilmiştir. Sevgili Peygamberimiz de bu gecenin fazileti hakkında şöyle buyurmuştur: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Kim ki, faziletine inanarak ve mük afatını Allah'tan bekleyerek Kadir Gecesini ibadetle geçirirse geçmiş günahları bağışlanır.'' (63) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadir Gecesi biz mü'minlere Allah Te alanın büyük bir lütfu ve sonsuz rahmetinin eseridir. Bu geceyi Allah rızası için namaz kılarak, Kur'an okuyarak ve dua ederek en iyi bir şekilde değerlendirmeliyiz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hz. Aişe bir gün Peygamberimize: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ''Ya Rasulellah: Kadir Gecesine rastlarsam nasıl dua edeyim?'' diye sordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peygamberimiz şöyle buyurdu: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ''De ki: Ya Rab; sen çok affedicisin, affetmeyi seversin, beni afffet.'' (64) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili Peygamberimizin öğrettiği bu duayı, biz de Kadir Gecesinde tekrar edelim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kandil gecelerini; Allah rızası için namaz kılmak, Kur'an okumak, Peygamberimize sal at ve sel am okumak, günahlarımızın bağışlanması için Allah'tan af dilemek, dünya ve ahirete ait dileklerimiz için dua etmek ve yapacağımız yardımlarla yoksulları sevindirmek suretiyle değerlendirmeliyiz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dipnot:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(48) Bakara suresi, 183 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(49) Riyazü's-Salihin, c. II, s. 489 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(50) Keşfu'l-Hafa, c. II, s. 33. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(51) Hayat Ansiklopedisi, Oruç Maddesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(52) Riyazü's-Salihin, c. II, s. 495. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(53) et-Terğib ve't-Terhib, c. II, s. 81. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(54) et-Terğib ve't-Terhib, c. I, s. 520 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(55) Riyazü's-Salihin, c. II, s. 521. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(56) Şafi Mezhebine göre; yanında kocası veya mahremi olmayan kadın, güvenilir iki veya daha fazla kadınla birlikte farz olan haccını yapar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(57) et-Terğib ve't-Terhib, c. II, s. 155. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(58) Riyazü's-Salihin, c. II, s. 439. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(59) a.g.e., c. II, s. 444. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(60) C amiu's-Sağir, c. V, s. 131. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(61) C amiu's-Sağir, c. III, s. 454 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(62) et-Terğib ve't-Terhib, c. II, s. 119 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(63) et-Terğib ve't-Terhib, c. II, s. 119.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(64) Riyazü's-Salihin, c. II., s. 467.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large; color: #008000;&quot;&gt;Berat Gecesi&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-size: x-large; color: #008000;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Şaban ayının onbeşinci gecesi &quot;Berat Gecesi&quot;dir. Borçtan, suç ve cezadan kurtulmak anlamını taşıyan Berat, günahlardan kurtuluş gecesi demektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gece yüce Allah'ın, kendisine yönelip af dileyen mü'minleri bağışlayarak kurtuluş beratı verdiği bir gecedir. Bu geceyi şuurlu bir halde geçirerek dileklerimizi Allah'a sunmamızı isteyen Sevgili Peygamberimiz şöyle buyuruyor: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Şaban ayının onbeşinci gecesi olduğu zaman, o geceyi ibadetle geçirin, gündüzünü de oruç tutunuz. Çünkü, Allah Te al a, o gece güneş doğuncaya kadar, dünyaya rahmetle tecelli ederek şöyle buyurur: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Yok mudur bağışlanmak isteyen, bağışlayayım? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Yok mudur rızık isteyen,rızıklandırayım? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Yok mudur dert ve musibete yakalanan, şifa vereyim? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Daha ne gibi dilekleri olan varsa istesinler vereyim.'' (62) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle ise Rabbimizin müjdesine kulak vererek bizlere tanınan bu fırsatlardan yararlanmalıyız. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large; color: #008000;&quot;&gt;Mi'rac&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-size: x-large; color: #008000;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large; color: #008000;&quot;&gt;Gecesi&lt;/span&gt; &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Allah,'ın daveti üzerine Sevgili Peygamberimiz bir gece Mekke'deki Mescid-i Haramdan Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya götürülmüş, oradan Cebrail ile birlikte bütün gökleri aşarak &quot;Sidretül'münteha&quot; denilen makama yükselmiştir. Peygamberimiz (s.a.s.) buradan daha ileriye gitmiş ve vasıtasız olarak Yüce Allah ile görüşmüştür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu mukaddes yolculuğun Mekke'den Kudüs'e kadar olan bölümüne İsra, Kudüs'ten itibaren devam eden bölümüne de Mi'rac denir. Peygamberimiz, beş vakit namazı ümmetine Mirac hediyesi olarak getirmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mirac olayı Peygamberimizin en büyük mucizelerinden biridir. Hicretten bir buçuk yıl önce Receb ayının 27. gecesinde meydana gelmiştir. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large; color: #008000;&quot;&gt;Regaib Gecesi&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-size: x-large; color: #008000;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;üç aylar diye bilinen Recep, Şaban ve Ramazan ayları manevi bakımdan diğer aylardan daha üstün ve daha bereketlidir. Recep ayı gelince Peygamberimiz şöyle dua ederdi: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Allah'ım bize Receb ve Şabanı mübarek eyle ve bizi Ramazana ulaştır.'' (60) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Recep ayının ilk cuma gecesi &quot;Regaib Gecesi&quot; dir. Bu gece, Allah'ın rahmet ve bağışlamasının bol olduğu, duaların kabul edildiği mübarek bir gecedir. Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Beş gece vardır ki, onlarda yapılan dualar geri çevrilmez (y ani kabul edilir). Bunlar: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Recebin ilk cuma gecesi, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Şabanın onbeşinci gecesi, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Cuma geceleri, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Ramazan bayramı gecesi, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Kurban bayramı gecesi'dir.'' (61) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large; color: #008000;&quot;&gt;Mevlid Kandili&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-size: x-large; color: #008000;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İnsanlığın kurtuluşu için gönderilen son ve en büyük peygamber, bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) 571 yılında Kameri aylardan Rebiü'l-evvel ayının 12. gecesi doğmuştur. Bu mübarek geceye &quot;Mevlid Kandili&quot; denir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O'nun doğduğu çağda dünyanın her tarafında cehalet, zulüm ve ahlaksızlık almış yürümüş, Allah inancı unutulmuş, insanlık korkunç ve karanlık bir duruma düşmüş, dünya yaşanmaz hale gelmişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili Peygamberimizin tebliğ ettiği İslam dini ile dünya aydınlandı, tek Allah inancı ile kalpler nurlandı. Eşitlik, adalet ve kardeşlik geldi. O'na inanan toplumlar gerçek huzura kavuştu. O'nun doğduğu gece, insanlığın kurtuluşu için çok hayırlı ve mübarek bir başlangıçtır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gece, müslümanlar arasında yüzyılllardan beri büyük bir coşku ile kutlanmakta, Sevgili Peygamberimiz derin bir saygı ile anılmaktadır. Büyük Türk Alimi Süleyman Çelebi tarafından yazılan ve asıl adı &quot;Vesiletün'necat&quot; olan mevlid kitabı O'nun doğumunu, üstünlüğünü ve mucizelerini en güzel bir şekilde dile getiren değerli bir eserdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peygamberimizin doğum yıldönümlerinde okunan mevlidleri saygı ile dinlemek, O'nun mübarek ruhuna sal at ve selam okumak hiç şüphesiz büyük milletimizin Sevgili Peygamberimize olan engin sevgi ve bağlılığının bir ifadesidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bununla beraber, O'nun ahlak ve fazilet dolu hayatını öğrenmek ve kendimize örnek almak başta gelen görevlerimizdendir. Asıl o zaman O'nun sevgisini ve hoşnutluğunu kazanmış oluruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large; color: #008000;&quot;&gt;Ramazan ve Kurban Bayramları&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;Yılda iki dini bayramımız vardır: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1  Ramazan bayramı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2  Kurban bayramı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayram sevinç günü demektir. Ramazan ayında oruç tutarak Allah'ın emrini yerine getiren, Kurban Bayramında kurban keserek Allah yolunda fed ak arlık gösteren, bayram namazlarını topluca kılan müslümanlar görevlerini yapmış olmanın sevinç ve mutluluğunu yaşarlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayramlarda anne, baba ve büyükler ziyaret edilir, dargınlar barışır, hısım ve akrabalar arasında karşılıklı hediyeleşmeler dostlukları pekiştirir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayramlarda mü'minler birbirleri ile bayramlaşır, uzakta olanlara tebrikler gönderilerek gönülleri alınır. Kabirler ziyaret edilerek ölüler için dua edilir. Kur'an okunarak ve sadaka verilerek ruhları şad edilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayramlar, Allah'ın mü'min kullarına birer ziyafet günleridir. Bu günler, Allah'ın rızasına uygun davranışlarla değerlendirilmelidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large; color: #008000;&quot;&gt;Cuma Günü&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;Cuma günü müslümanlar için bir bayram günü demektir. Cuma namazı cemaatle kılınır. Bu sebeple müslümanlar bir araya gelerek birbirleri ile yakından tanışmak ve görüşmek imkanı bulurlar. Her hafta müslümanların böyle bir araya gelmesi aralarındaki dostluğu artırır, birlik ve beraberliği güçlendirir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cuma, önemli olayların meydana geldiği çok hayırlı ve faziletli bir gündür. Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''üzerine güneşin doğduğu en hayırlı gün cuma günüdür. Adem (a.s.) o gün yaratılmış, o gün cennete konulmuş ve o gün cennetten çıkarılmıştır.'' (58) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Cuma gününde bir saat vardır ki, hangi mü'min o saatte Allah'tan bir dilekte bulunursa Allah onun dileğini kabul eder.'' (59)&lt;/p&gt;]]></description>
        <pubDate>Thu, 22 Jan 2009 09:45:47 +0200</pubDate>
        <category>İnanç-Din-Dinler Tarihi</category>
      </item>
      <item>
        <title>Esma-Ül Hüsna</title>
        <link>http://www.turanweb.net/readarticle.php?article_id=79</link>
        <guid>http://www.turanweb.net/readarticle.php?article_id=79</guid>
        <description><![CDATA[&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;Allah :&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; Yaratan, yapıp-eden, ezeli, ebedi olan, varlığında başkasına muhtaç olmayan, eşsiz, ortaksız kudret.&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Afüvv : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Affeden, hataları, günahları bağışlayan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Ahad : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Zatında, varlığında tek olan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Âhir : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Sonu olmayan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;A'lâ : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;En yüce&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;A'lem :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; En iyi bilen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Âlim : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Tüm bilgilerin kaynağı olan, her şeyi gereğince bilen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Alim : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Her şeyi bilen, bilgi bakımından eşi benzeri olmayan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Aliyy : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Yüceliğin kaynağı ve sahibi. Ulu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Azim : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Ululuğun kaynağı ve sahibi, çok yüce&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Aziz :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Kudret ve onurun kaynağı ve sahibi. Çok güçlü, çok onurlu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Bâri : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Var eden, varoluşu kotarıp yöneten&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Basir :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Görme gücünün kaynağı, en iyi şekilde gören. Her şeyi gören.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Bâtın :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Gözle görülemeyen, her şeyde kendinden bir güç bulunan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Bedi' : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Var eden, yarattıklarını ahenk ve güzellikle donatan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Berr : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;İyilik ve lütfu sonsuz olan. Eşsiz cömert.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Câmi :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Toplayan, bir araya getiren. Mahşer günü tüm insanları, hesap vermek üzere huzuruna toplayan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Cabbâr :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Yapılmasına karar verdiği şeyi, dilediğinde zorla yaptıran.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Ekrem : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Cömertlerin cömerdi, cömertliği sonsuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Evvel :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; İlk. Başlangıcına zaman belirlemek söz konusu olmayan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Fâlık : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Yarıp parçalayarak ortaya yeni bir şey çıkaran; tohumun ve dânelerin içinden yeni bir şey çıkaran.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Fâtır (Fâlık) :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Yaratan. Birtakım varlıkları yarıp parçalayarak yeni varlıklara ve oluşlara vücut veren.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Fettâh : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Açan. Fetih ve zafer lütfeden. Kolaylık sağlayan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Gaffâr :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Dilediğinden, günahları beklenmedik şekilde affeden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Gâfir :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Bağışlayıcı, affedici.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Gafür :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Sürekli bir biçimde günahları affeden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Galib :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Her hal ve şartta galip gelen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Gani : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Zengin. Zenginliği sınırsız olan. Yanında herkesin yoksul kaldığı kudret.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Haalik : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Yaratan, var eden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Habir :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Her şeyden en iyi biçimde haberdar olan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Hâdi :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Hidayet veren. Doğruya, iyiye ve güzele kılavuzlamada en yüce kudret.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Hafiy :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Lütufkâr.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Hâfız :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Koruyan, her şeyi ezberinde tutan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Hafiz : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Koruyup gözeten. Her şeyi kontrol ve gözetimi altında tutan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Hakim :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Tüm hikmetlerin kaynağı. Her yaptığında mutlaka bir hikmet bulunan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Hakk :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Gerçeğin kaynağı ve belirleyicisi. Her yaptığı ve emri gerçeğe en uygun olan. Hakkın ve hukukun kaynağı kaynağı ve belirleyicisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Halim : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Davranışlarında yumuşak ve şefkatli. Sertlik ve katılıktan uzak olan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Hallâk : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Yaratışı sürekli olan. Yarattıklarında sürekli yeni boyutlar ve türler oluşturan. Yaratışındaki yoğunluk ve çeşitliliği izlemek mümkün olmayan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Hâmid :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Her türlü övgünün sahibi ve muhatabı olan. Dilediğini, dilediği şekilde öven.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Hasib :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; En iyi ve en hassas biçimde hesap soran. Tüm yarattıklarını ince bir hesaba uygun olarak var eden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Hayy :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Sürekli diri. hayatın kaynağı. Kendisi için ölüm sözkonusu edilemeyen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;İlah :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Tapılmaya layık tek kudret. Yüce, eşsiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Kaadir :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Kudretin kaynağı ve sahibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Kaahir : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Yarattıkları üzerinde hüküm ve egemenlik kuran. dilediğinde kahır ve baskıyla sindiren.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Kadir :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Gücü her şeye ulaşan, her şeyde hissedilen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Kâfi :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Hem kendisine hem de yarattıklarına yeten. Kullarının her türlü istek ve ihtiyaçlarına, araya başkası girmeksizin cevap veren.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Kahhâr : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Gerçeği örtüp, buyruklarına karşı çıkan inkarcıları kahrı altında ezen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Karib : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Çok yakında olan. Kullarına şah damarından daha yakın olan. Yakarış ve çağrıları duymada hiçbir aracıya, alete gerek bırakmayan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Kavi :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Gücü bizzat kendinden olan. Gücünü kullanmada hiçbir buyruğa ve yönlendirmeye muhtaç olmayan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayyûm : Kudretin kaynağı. Kudretiyle her şeyi kıvamında tutan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Kebir : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Tüm büyüklük ölçülerinin kavrayamayacağı şekilde büyük olan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Kerim :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Lütfu hep işleyen, cömert.&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Kuddûs : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Tüm kutsallıkların kutsadığı tüm varlığın tesbih edip yücelttiği. Tüm noksanlıklardan arınmış, tüm yüceliklerle donanmış olan.&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Lâtif : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Gözle görülmeyen. Lütfu ve bağışı çok olan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Malik :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Sahip olan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Mecid :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Cömertlik ve ululuğun kaynağı, cömert ve ulu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Melik : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Güç, saltanat ve yönetimin en yüce sahibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Melîk : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Mülk ve saltanatı dilediği gibi dağıtan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Metin : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Her hal ve tavır karşısında sebat ve dayanıklılığını koruyan. Güçlü, zorlu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Mevlâ :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Koruyup gözeten, destek veren. Sevdiklerinin her hal ve şartta yanında bulunan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Mucîb :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; En iyi şekilde, en kısa zamanda cevap veren. Kullarının istek ve yakarışlarına aracısız cevap veren.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Muhît :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Her şeyi çepeçevre kuşatan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Muhyî : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Yaratan, hayat veren. ölüleri dirilten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Mukît :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Yarattıklarının gıda sistemlerini, beslenme tarzlarını belirleyen ve her birinin gıdalanmasını yerli yerince düzenleyen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Muktedir :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Gücünü, kendisi tarafından belirlenen ölçüler ve planlar dahilinde görünür hale getiren. Gücünden, yarattıklarına belli oranlarda nasip veren.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Musavvir : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Şekil, renk ve desen veren. Görünüş kazandıran, görünüşü ahenkli kılan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Müheymin : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Hükmü altında tutan. Yarattıklarının, kendisi tarafından belirlenen ölçülere uygunluğunu denetleyen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Mümin : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;İnanan, güvenen. İnsana bir takım emanetler bırakan. Güven ve iman sunan. Kendisine iman edenlerle yakın ilişkiler içinde olan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Müsteân :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Darda ve zorda kalanın başvurduğu, yardım dilediği kudret. Kendisinden yardım ve destek istenen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Müteâl : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Aşkın, yüce. Akıl ve bakış ölçülerinin ulaşamayacağı boyutlarda olan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Mütekebbir :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Ululuk ve yüceliğin kaynağı olan. Kibre, böbürlenmeye sapanları hizaya getiren.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Nasir :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Yardım eden. Yardım etmede yer, zaman ve sınırı kendisi belirleyen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Nûr : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Işık. Işığın aydınlığın, yol gösterişin, erdirişin kaynağı ve yöneticisi olan. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Rab : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Besleyip, terbiye edip eğiten. Yarattıklarını belirlediği bir programa uygun olarak, birtakım hedeflere götüren. Tekâmülü programlayıp yöneten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Râhim : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Rahmet ve merhameti sınırsız olan. Dünya hayatını buyruklarına uygun biçimde yaşayanlara, ölüm sonrasında özel rahmet sunan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Rahman :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Rahmeti sonsuz olan. kendisine inanan-inanmayan herkese rahmet ve merhametinin tüm nimetlerini ayrım yapmaksızın sunan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Rakîb : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Kontrol eden, gözleyip gözetleyen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Raûf : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Acıma, şefkat ve esirgemesi sınırsız olan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Refi' : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Yüceliğin sahibi ve tüm yüceliklerin dağıtıcısı olan. Dilediğini, dilediği makam ve yüceliğe çıkaran.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Rezzâk : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Yarattığı tüm varlıkların rızıklarını bol bol veren.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Samed : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Tüm ihtiyaçların, niyetlerin, övgülerin, yakarışların yöneldiği eşsiz kudret.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Selâm : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Esenlik, barış ve mutluluğun kaynağı. Esenlik, barış ve mutluluğun nasıl sağlanacağını gösteren.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Semî' :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; En iyi şekilde işiten, duyan. Her şeyi işitip duyan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Şâkir : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Şükredenleri duyup ödüllendiren. Kendisine şükredenlere teşekkür eden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Şehîd : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;En yüce tanık. Her şeyi görüp gözetleyen. İnsana, görüp gözetleme, tanıklık etme gücü veren.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Şekûr :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Bütün şükürlerin yöneldiği kudret. Şükredenlere daha fazlasını veren. Şükredenlere teşekkür eden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Tevvâb :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Tövbeleri çok kabul eden. Tövbe nasip eden. Kendisine yönelenlerin, bu yönelişlerini karşılıksız bırakmayan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Vehhâb : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Bağışı sınırsız olan. sürekli ve sınırsız bir biçimde bağışta bulunan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Vâhid : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Sıfatlarında, özelliklerinde tek ve biricik olan. Kullarının, ibadet ve yönelişlerinde kendisine herhangi bir varlığı eş ve aracı tutmamalarını isteyen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Vâris : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Bütün mülk ve saltanatların, sonunda kendine teslim edildiği kudret. Dilediğini, dilediğine mirasçı kılan. barış severleri mülk ve yönetime sahip kılmayı esas alan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Vâsi :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Kudret ve belirişi süreçle açılıp saçılan. Varlığı sürekli genişleten. Yaratışı ve yarattıklarını dilediği şekilde artırıp genişleten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Vedûd : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Sevginin kaynağı olan. Seven. Sevdiren. Sevme-sevilme ilişkisini kotaran. Tüm sevgilerin en son ve en yüce gayesi olan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Vekîl :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Gücü ve yönetimi kullanan. Kendisine teslim olanlara vekalet eden. Son söz ve yetkiyi elinde bulunduran.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Velî : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Dost, yardımcı, destek veren. Kendisine inananların dostluğunu kabul eden. Kendisine inananların en güvenilir dost olarak yalnız kendisini kabul etmelerini isteyen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Zâhir : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Her şeyde tecelli eden. Tüm yarattıklarında kendisinden görünebilir izler, işaretler bulunan.&lt;/p&gt;]]></description>
        <pubDate>Thu, 22 Jan 2009 09:44:36 +0200</pubDate>
        <category>İnanç-Din-Dinler Tarihi</category>
      </item>
      <item>
        <title>TEBLIĞİN BEŞ DEVRESİ</title>
        <link>http://www.turanweb.net/readarticle.php?article_id=78</link>
        <guid>http://www.turanweb.net/readarticle.php?article_id=78</guid>
        <description><![CDATA[&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;TEBLIĞİN BEŞ DEVRESİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;Davet`in bes devresi olup birinci devresi: Nübüvvet devresidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Davetin ikinci devresi:En yakin hisim ve akrabayi, Ahiret azabiyla korkutup uyarma devresidir.Davetin ücüncü devresi:Kendi kavmini,Ahiret azabiyle korkutup uyarma devresidir.Davetin dördüncü devresi:Kendilerine, daha önce Ahiret azabiyle korkutup uyarma devresidir.Davetin besinci devresi ise: Zamanin sonuna kadar, bütün Cinlerden ve insanlardan, kendilerine davet erisebilecek olanlari, ahiret azabiyle korkutup uyarma devresidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;PEYGAMBERIMIZIN VAZIFESINI ACIKTAN ACIKLAMASININ EMREDILMESI&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peygamberimiz, Tebliğin ilk devresi olan nübüvvet devresini üç yıl geçirdikten sonra &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;açıktan tebliğ emri geldikten sonra akrabaları olan Abdülmuttalip oğullarını kendisine inanmalarını ve ona yardımcı olmalarını istemişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat akrabaları kendisine yardım etmediği gibi Amcası Ebu Leheb hakaret etmiş, bizi buraya bunun için mi çağırdın diyerek hakaret etmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra Peygamberimiz, Kureyş kabilelerini, Safa tepesi yanına toplayarak onları İslama davet etti, bu davetten de Kureyşilerden açık bir destek alamadı. Hatta Amcası Ebu Lehep Peygamberimize Hakaret ederek ona taş attı, bunun sonucu Tebbet suresi inzal oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;İŞKENCELER&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peygamberimiz tebliği açıktan yapmaya başlayınca Kureyşiler müslüman olanlara işkence yapmaya başladılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu işkencelerin en fazlasını Peygamber efendimiz Aleyhisselam görüyordu.Ona, hakaret ediyorlar,namazını kılarken üzerine pislik atıyorlar,geçeceği yollara diken,butrak gibi şeyler saçıyorlardı. Secde de iken Deve İşkembesini ve pisliğini kafasına atıyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer Müslüman olan insanların da hemen hemen hepsi işkence görüyordu. Bunlardan köle ve cariye olanların işkencesi öylesine ağırlaşmıştıki tahammül sınırlarını aşmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En çok işkence gören Sahabileri şöyle sıralamak mümkün:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilal-i Habeşi,Zinnure Hatun,Ümmü Ubeys,Nehdiyye Hatun,Amir b.Füheyre,Lübeyne Hatun, Ebu Fukeyhe,Habbab b.Eret,Yasir b.Amir,Miktat b.Amr,Suheyb b.Sinan, vb...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: #008000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;EBU CEHL'IN PEYGAMBERIMIZI ÖLDÜRMEĞE KALKIŞMASI &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VE NADR B.HARİSİN BİR KONUŞMASI ,&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nadr b.Haris'in Peygamberimiz Hakkındaki Konuşması:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ebu Cehl, başından geçeni, Kureyşli müşriklerine anlatınca, Nadr b.Haris, kalkıp &quot;Ey Kureyş cemeati ! Vallahi, sizin başınıza hiç bir zaman, bir benzerile mübtela olmadığınız,bundan sonra da, kolay kolay çaresini bulamayacağınız bir iş gelmiş bulunuyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhammed; Şakaklarına ak düştüğünü gördüğünüz zamana kadar, içinizde,en çok hoşunuza giden bir gençti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En doğru sözlünüz ve en emininiz idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nihayet, size getirdiği şeyle gelince, ona (Sihirbaz!) dediniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır! Vallahi, o, bir Sihirbaz değildir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz, Sihirbazları ve onların üfürmelerini, düğümlemelerini görmüşüzdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz, ona (Kahin!) dediniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır! Vallahi, o, bir kahin değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz, kahinleri ve onların titreyişlerini, görmüş ve Seci'li sözlerini, dinlemişizdir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz, ona (Şair!) dediniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır! Vallahi, o, bir Şair de, değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz, Şiiri görmüş ve onun her çeşidini: Hezec'ini, Recez'ini.. dinlemişizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz, ona (Mecnun!) dediniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır! Vallahi, o, bir mecnun da değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz, delilikleri, görmüşüzdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun ise, ne boğulması, ne çarpınıp titremesi, ne evhamlanması, ne de,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sözlerini, karıştırması, vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey Kureyş cemeati! Durumunuzu iyice düşününüz, gözden geçiriniz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünki, vallahi, sizin başınıza, büyük bir iş gelmiştir ! ' ' dedi .&lt;/p&gt;]]></description>
        <pubDate>Thu, 22 Jan 2009 09:42:58 +0200</pubDate>
        <category>İnanç-Din-Dinler Tarihi</category>
      </item>
    </channel>
  </rss>
